Vielleicht lief nicht alles gut, aber nichts hat mich von meinem Weg abgebracht.
İstanbul Üni. Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi
Psikoloji, Felsefe, Sosyoloji, Alman dili...
“Bana öyle geliyor ki ikiniz de pek güç olmayan bir şeye hayran oluyorsunuz; kendilerinde iyi ve mutlu ömür sürmek için azıcık yetenek olmayan kimselere her çağ ağır gelir; ama her iyiliği kendinden bekleyen insanlar için doğal zorunlukların hiçbiri kötü görünemez.
Bunların başında da yaşlılık gelir; yaşlılığa herkes ulaşmak ister, ulaşınca da onu kötüler: bilge olmayanlar işte bu derece mantıksızdırlar, bu derece dengesizdirler. Yaşlılığın düşündüklerinden daha çabuk, sinsice geldiğini söylerler. Bir kez, bu adamlara kim, "Yanlış hesap yapın" demiş? Gençlikten yaşlılığa geçiş, çocukluktan gençliğe geçişten daha mı çabuk oluyor sanki? Sonra, insan ha seksen yaşında, ha sekiz yüz yaşında olmuş, yaşlılığın ağırlığı aynı değil midir? Öyle ya, geçmiş zaman ne denli uzun olursa olsun, bir kez akıp geçti mi, düşüncesizlerin yaşlılığını kolaylaştıracak avuntu yoktur. Diyeceğim şu ki, eğer bilgeliğime hayransanız (keşke bu bilgelik, sizin ilginize değer ve sanıma denk olsa!), bu bilgelik en iyi önder olan doğanın, tanrıymış gibi peşinden gitmek, ona uymaktan başka bir şey değildir.
“Şimdilik niyetim sana yaşlılık üzerine bir şeyler yazmak. Her ikimizde de ortak olan, başımıza çöken ya da hiç değilse çökmek üzere olan bu yaşlılık denen yükten hem seni, hem de kendimi kurtarmak istiyorum; aslına bakarsan, her şeye olduğu gibi senin buna da sabırla, akıllı uslu bir insan gibi katlandığını bilmiyor değilim; ama yaşlılık üzerine bir şey yazmak istediğimde ikimizin de işine yarayacak olan bu yapıtı sana sunmayı düşündüm: bunu hak ettiğini düşündüm.”
Erdal Öz’ün Gülünün Solduğu Akşam kitabı, 1971 muhtırası sonrasında yaşanan politik atmosferi ve özellikle Deniz Gezmiş ile arkadaşlarının cezaevi günlerini anlatmaktadır. Yazar, tanıklıklarını ve notlarını yalın bir dille aktararak, dönemin yalnızca siyasi yönünü değil, gençlerin umutlarını, korkularını ve insani yönlerini de kitapta görünür kılar.
Genel görüş olrak belgesel nitelik taşıyan bu eser, okuru hem tarihle yüzleştirir hem de hüzünlü bir duygu atmosferine çekiyor diyebilirim. Politik bir dönemi anlatmasına rağmen, aslında özgürlük ve adalet üzerine evrensel sorular sorar; bu da kitabı sadece tarih meraklıları için değil, insana ve hayata dair derinlik arayan herkes için okunması gereken değerli bir kitap haline getirir :) …