Vielleicht lief nicht alles gut, aber nichts hat mich von meinem Weg abgebracht.
İstanbul Üni. Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi
Psikoloji, Felsefe, Sosyoloji, Alman dili...
Sonra, bu yeni kuşak, kültürden de nasibini
alamadı, örneğin, Beethoven’i doya doya dinleyemedi.
Eisenstein’ın, Pudovkin’in filmlerini bile
rahatça, tad alarak izleyemediler.
Düşünsene, bir resim sergisini bile şöyle içlerine
sindire sindire gezip görme olanağı bulamadılar.
Büyük eksiklik bunlar.
Bu eksikliklerin onlara çok zaran oldu.
Bak, bizim kuşak başka türlüydü.
Biz edebiyattan falan geldik buraya.
Beni al işte: 1966’da üniversiteye girdim, İstanbul
Hukuk Fakültesine. Partiye 1964’te girmiştim,
Türkiye İşçi Partisine. Fakülte kantininde
edebiyat tartışırdık. Sonra Yenikapı’ya dadandık.
Bir tür bohemlik işte.
En uzun koşuysa elbet Türkiye'de de Devrim
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak...
En kızlısıydı hepimizin.
En önce göğüsledi ipi...
Acıyorsam sana anam avradım olsun,
Ama aşk olsun sana çocuk, AŞK olsun!
CAN YÜCEL