Düne geri dönemem, çünkü o zaman farklı bir insandım.
İmkansıza ulaşmanın tek yolu, onun mümkün olduğuna inanmaktır.
Bugün düşündüğün şeye yarın dönüşürsün.
Kadın bu sorumluluğu yeniden ele geçirmeli, diyordu Simone de Beauvoir. Kendini geri kazanmalı, kimliğini erkeğin kimliğine bağımlı kılmaktan vazgeçmeli. Çünkü kadını baskı altında tutan yalnızca erkek değildir, yaşamının sorumluluğunu ele almayan kadın kendi kendine de baskı uygular.
Kadın ancak bizim kültürümüz tarafından 'öteki
cins' haline getirilmişti Beauvoir'a göre. Bu kültürde sadece erkek, özne olarak ortaya çıkabiliyordu. Kadın ise erkeğin nesnesi yapılmıştı. Böylece kendi yaşamına yönelik sorumluluğu da elin den çekip alınmıştı
"Faust ölürken -uzun yaşamına dönüp bakarak- zaferle şunları söyler:
Öyle güzelsin ki, dur, kal biraz!
Çağlar geçse silinmez
Yaşadığım günlerin izi.
Öyle büyük bir saadeti sezmekteyim ki Şimdi tadına varıyorum en yüce anın."
"Ama şimdi sıra şeytanda. Faust ölür ölmez şöyle diyor:
Geçti! Ne saçma söz! Neden geçmiş? Geçmişle hiç olmamış aynı şey!
Niye ki bu bitmek bilmez yaratış,
Yok alacaksa bir gün her yaratılmış! 'Geçip gitmiş!' Yani neymiş?
Ha olmuş ha olmamış,
Olmuş gibi dönüp durmuş. Sonsuz boşluk en iyisi bence."