“Ama gittiği yerde yabancı kalanların pek çoğundan farklı olarak, ayrıldığım yerle de bir aidiyet ilişkisi kuramadığımdan, kaybedecek fazla bir şeyim olmadığına inanmak istiyordum. Neticede kendi evimde de kral değildim ben. Dünyadan bihaber bir soytarı gibi hissediyordum kendimi daha çok. Kimseyi eğlendirmeye yanaşmadığı için, varlığıyla herhangi bir boşluğu doldurmayı beceremeyen işe yaramaz bir soytarı hem de.”
“Hiçbir zaman böyle bir karar almamakla birlikte, daha en başından geri dönmeyeceğimi biliyordum sanırım. Belki de bu nedenle kendimi en yabancı ve yalnız hissettiğim anlarda, nasılsa memlekete döneceğim diye düşünüp içimi rahatlatmak yerine, hiçbir zaman bir parçası olmayı beceremeyeceğim bu yeni diyarlarda yabancı olarak kalmaya alışmaya zorladım kendimi.”