“Bilindiği gibi Istanbul yedi tepe üzerine kurulmuş bir şehirdir. Zamanında şehri bu biçimde kuranlar büyük yanlış yapmışlar meğer. Yıkma işleri ilerleyince eski kurucuların bu yanlışları ortaya çıktı. Böyle alçaklı yüksekli, yamruyumru şehir olur mu a efendim? Neymiş o tepeler, çukurlar… Şehir dediğin dümdüz olmalı.”
“Geçen pazar günü akşam geç vakit Köprü iskelelerinde vapurlardan çıkanları seyrettim. Kaşlar çatık, suratlar asık, konuşmalar homurtu, azar halinde. Sinirler gerilmiş, öfkeler kabarmış. Kıvılcımlı gözler etrafta çatacak adam arıyor. Canım desen, canın çıksın diyerek gırtlağına sarılacak. Yaz gezintisinden, pazar eğlencesinden değil de, Tanrı korusun, tutsak kampında zoraki çalışmadan dönüyorlar sanki.”