Mavi Şapkalı Kedi

Mavi Şapkalı Kedi
@Lily_Blue
UYARLAMA/YENİDEN ANLATIM KİTAPLARI
Kitap kulübü etkinliğimiz için hazırladığım listeyi burada da paylaşıyorum: • Zavallılar (Alasdair Gray) • Cadı Tohumu (Margaret Atwood) • Medea.Sesler (Christa Wolf) • G. (John Berger) • Frankenstein Bağdat’ta (Ahmed Saadavi) • Cuma ya da Pasifik Arafı (Michel Tournier) • Foe (J. M. Coetzee) • Mtsenskli Lady Macbeth (Nikolay Leskov) • Yuvamıza Düşen Ateş (Kamila Shamsie) • Zaman Boşluğu (Jeanette Winterson) • Don Juan (Peter Handke) • Homeros, İlyada (Alessandro Baricco) • Sirke Kız (Anne Tyler) • Geniş, Geniş Bir Deniz (Jean Rhys) • Shylock Derler Bana (Howard Jacobson) • Genç W.’nin Yeni Acıları (Ulrich Plenzdorf) • Dunbar (Edward St. Aubyn) • Alice Kuantum Diyarında (Robert Gilmore) • Macbeth (Jo Nesbo) • Yeni Bir Hamlet (Osamu Dazai) • Fındık Kabuğu (Ian McEwan) • Underground (Vladimir Makanin) • İthaka (Claire North) • Penelope (Margaret Atwood) • Gazap ve Şafak (Renee Ahdieh) • Edgar Sawtelle’in Öyküsü (David Wroblevski) • Rosencrantz ve Guildenstern Öldüler (Tom Stoppard) • Bin Dönüm (Jane Smiley)
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gerçek bir bilge içinden öyle bir tavır benimser ki, dışarıdaki olayların üzerindeki etkisi kesin olarak en aza iner. Bunun için olaylara kıyasla ona daha yakın duran gerçeklikleri üzerine kuşanarak zırhlanması gerekir, aynı gerçeklikler, olayları daha ona ulaşmadan süzüp kendileriyle uyumlu hale getirirler.
Sayfa 146 - Can Yayınları
Alıntı
Yoksa bile, nerede Tanrı? Dua edip ağlamak, işlemediğim suçlara tövbe etmek, bir anneninkinin yerini tutmasa da, bağışlanmanın bir okşayışa benzeyen tadını duymak istiyorum. Herhangi bir ocağın başında, insanın sokulup ağlayacağı bir göğüs, ama sonsuz, şekilsiz, bir yaz gecesi kadar sınırsız bir boşluk çizen, aynı zamanda da yakıncacık, sıcacık, kadınsı bir göğüs… Düşünülemeyecek şeyler için, tam bilmediğim başarısızlıklar için, var olmayan şeylere duyduğum sevgiler için ağlayabilsem orada ve bilmem hangi geleceği düşünerek, korkudan tir tir titreyebilsem… Yeni bir çocukluk çağı, yeniden yaşlı bir dadı olsa, yatakta dikkatim giderek dağılarak, bir çocuğun buğday sarısı saçlarına süzülen tehlikelerde dolu, huzur verici masallar dinleyerek uyusam tekrar… Hepsi çok büyük, alabildiğine sonsuz, kesin ve Tanrı’nın benzersiz heybetinde, varlıkların nihai gerçekliğinin hüzünlü, yarı uykulu derinliğinde [ … ] Bir göğüs, bir beşik ya da boynumu saran ılık bir kol… Usulca şarkı söyleyen bir ses - beni ağlatmak istercesine… Şöminede yanan ateşin çıtırtısı… Kışın bağrındaki o sıcaklık… Bilincimin ılık, başıboş akışı… Sonra, sessizce, uçsuz bucaksız bir boşlukta, yıldızların arasında süzülen ay misali bir uyku… Hilelerimi bir kenara koyup oyuncaklarımı da -sözcükler, imgeler ya da cümleler- sevgiyle, neredeyse tek tek öperek bir köşeye kaldırdıktan sonra, kocaman bir odada kaybolmuş, küçücük, savunmasız, yapayalnız kalmış hissediyorum kendimi, hüzün çöküyor içime, alabildiğine derin bir hüzün. Asıl meseleye dönecek olursak, oyunumu oynamadığım zaman ben kimim? Duyular sokağına bırakılmış Gerçeklik’in rüzgârlı köşelerinde dişleri soğuktan birbirine vuran, Hüzün’ün basamakları üzerinde uyumaya, ekmeğini Düşlem’den dilenmeye mecbur, zavallı bir yetim. Babama gelince, adından
Sayfa 132 - Can Yayınları
Alıntı