Mavi Şapkalı Kedi

Mavi Şapkalı Kedi
@Lily_Blue
158 okur puanı
Nisan 2018 tarihinde katıldı
Güzel ama özgürlükte de bir sıralanış, bir yükseklik-alçaklık var mı acaba? Gerçekte kararsızlık ve bağlanma da birer özgürlüktür. Çünkü özgürlük kişiyi her an bir seçme yapmaya iten dış yöneltinin, bir dış gereksinmenin yokluğundan gelir. Doğrusu aranırsa özgürlük bu yöneltinin, bu gerekirliğin, bu belirlenmenin bulunmayışından başka bir şey değildir. Bundan ötürü bağlanma kadar kararsızlık da özgürlüktür. Özgürlük belli bir edim biçimine tutsak değildir: Özgürlük, varoluşun ördüğü kaçınılmaz, değişmez, ortaklaşa bir kumaştır. İşte Sartre’ın öne sürdüğü davranışın özü budur. Kısacası bu davranış bir bozgunu, bir yenilgiyi zafer kılığına sokma çabasıdır. İnsan, kendisine sürekli bir varoluş özgürlüğü vermiş bir varlıktır; özü olmayan bir varlık.
Sayfa 114 - Say Yayıncılık
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çoğu zaman bütünü tek bir ana göre yargılarız. Kişi kitapkurdu ve oldukça entelektüel olabilir ama önümde Instagram’larında gezindiklerini görürsem onun yüzeysel olduğunu düşünebilirim. O yüzden birini ilk görüşte sevmenin ya da kader kavramının romantize edilmiş özmantıksallaştırma olduğuna inanıyorum. Tamamen zamanlamadan ibaret. Özel göründüğüm ve karşımdakinin özel göründüğü bir an, bir tesadüf. Fakat bu güzel tesadüfler hayatımızdaki çoğu ilişkinin sorumlusu. O yüzden bu konuda alaycı olmaya da gerek yok.
Sayfa 142 - Nova Kitap
Alıntı
Fakat biraz üzgün hissetmiyor değilim. Yuttuğumuz sorular nereye gidiyor? Bir yerlere dağılıyorlar mı yoksa içimizde, derinlere bir yerlere mi batıyorlar? Tuhaf davranış ve alışkanlıklar şeklinde vücut mu buluyorlar? Böylesi bir sessizlik, başkalarıyla derin ilişkiler kurmanın önüne geçmez mi? En çok korktuğum da bu.
Sayfa 142 - Nova Kitap
Alıntı
Uzun zaman önce tüm benliğimi, kelimelere duyduğum kör bir tutkuya adadım. Edebiyat benim kum havuzum. İçinde oyunlar oynuyor, kaleler, duvarlar inşa ediyor, şahane zaman geçiriyorum. Beni asıl zorlayan oyun bahçesinin dışındaki dünya. Bu görünen dünyaya uysal ama geleneksel sayılmayacak şekilde uyum sağladım ki fazla sıkıntı çekmeden kitaplardan oluşan dünyama geri çekilebileyim. Aynı metafordan devam edersek, eğer edebiyat benim kum havuzumsa, gerçek dünya da kum saatim - içimi gıdım gıdım tüketen bir kum saati. Edebiyat bana hayat veriyor, hayat beni öldürüyor. Eh, hayat herkesi öldürüyor.
Sayfa 14 - Budala Kitap
Alıntı
Ve sonu ne oldu? Bilinmezlik, kayboluş, unutulmuşluk. Biliyorsun: Sömürgecilik sömürgeleştirdiklerine hüzün, ölüm, kaos saçar. Ama aynı zamanda kendilerini yok edene dönüşme arzusu da yaratır içlerinde - ki bu onun en şeytani başarısıdır. İşte Elimane bu: Yabancılaşmanın tüm hüznü.
Sayfa 463 - Everest Yayınları
Alıntı