Mavi Şapkalı Kedi

Mavi Şapkalı Kedi
@Lily_Blue
Reklam
“Kurtlar talihsiz geyikleri öldürmezler Duccio,” dedi. “Zayıf olanları öldürürler.”
Sayfa 244 - Can Yayınları
Alıntı
Hep kül rengi yazmışım. Sanki bütün hayatım ve hatta akıl hayatım bile, upuzun, yağmurlu bir günmüş, hapislikten ve alacakaranlıktan, boş bir ayrıcalıktan ibaret bir gün. İpek paçavraların hüznündeyim. Işık ve sıkıntılar içinde, ne olduğumu bilmez haldeyim. Hiç olmazsa kim olduğumu söylemek için, haddini aşan özel hayatımın en ufak duygularını kaydetmek için sinirlerle donatılmış bir makine gibi harcadığım zavallı çaba - hepsi bir anda boşalıverdi, bir kova devrilmiş, kainatın suyu yere saçılmıştı sanki. Sahte renklerle inşa ettim kendimi - ve sonuç, şu beş para etmez imparatorluğum. Yaşanmış bir nesrin büyük olaylarını emanet ettiğim şu yüreği, bugün, farklı bir ruhla yeniden okuduğum şu sayfaların ıssız köşelerinde gördüğümde, bir taşra bahçesindeki eski püskü tulumbayı hatırlatıyor, içgüdüsüyle kurulmuş, ihtiyaçtan çalıştırılmış bir tulumba. En ufak bir kasırga patlamadan, boyumu aşmayan bir denizde gemim dibe vurmuş. Ve var olmayan şeyler arasındaki mesafeler art arda dizilirken, bilinç namına bana kalan şeye soruyorum, neye yaradı bunca sayfaya inandığım, bana ait sandığım cümlelerle, birer düşünce gibi hissettiğim heyecanları; tenhalarda gizlenen bir dilenci kızının tükürüğüyle yapıştırdığı kağıt parçalarından başka bir şey olmayan bayraklarla, sancaklarla doldurmak. Benden geriye kalana soruyorum, daha Kader’in kâğıtları arasında var olmaya fırsat kalmadan yitip gitmiş, bu ıskartalık, bu süprüntü, bu yararsız sayfalar neyle kafiyeli? Kendimi sorguluyor ve devam ediyorum. Soracağımı yazıyor, yeni cümlelerle sarıp sarmalıyor, yeni heyecanlarla karmaşayı dindiriyorum. Yarın gene yazacağım, aptal kitabıma, inançsızlığımla her gün hissettiklerimi yazmaya soğukkanlılıkla devam edeceğim. Öyleyse sayfalar olduğu gibi devam etsin. Domino partisi bitince -ister galip
Sayfa 520 - Can Yayınları
Alıntı
Düşlerimin ve yorgunluklarımın sonsuz basamaklarından geçerek in gerçeksizliğinden, in ve dünyanın yerini al.
Sayfa 416 - Can Yayınları
Alıntı
Hayatın kaynağındaki trajedi, kesinkes bir parkın içindeki yollarda meydana gelmiş olmalı. İki kişiymişler, güzelmişler ve başka bir şey olmanın peşindeymişler; aşk gelecek sıkıntısında oyalanıyor, bir türlü gelmiyormuş, bir gün yaşanacakların özlemiyse, hiç hissetmedikleri aşkın kızıymış daha o zamandan. Hemen yanı başlarındaki, ayı içine çekmiş korularda, ay ışığında, el ele, arzusuzca, umutsuzca terk edilmiş yolların o bambaşka ıssızlığında yürüyorlarmış. Gerçekte öyle olmadıkları için, gerçekten çocuklarmış. Bir yoldan öbürüne, ağaçtan ağaca koşarak, kâğıttan siluetler gibi, kimseye ait olmayan bu sahnede dolaşıyorlarmış. Derken havuzların orada kaybolmuşlar, iyice yakınlaşmış, iyice ayrılmışlar, dinen yağmurun tarifsiz sesi, adımlarının yöneldiği fıskiyelerden geliyormuş. O ikisinin hissettiği aşkım ben ve işte bunun için uykusuz gecenin derinlerinde duyabiliyorum onları ve bunun için biliyorum mutsuz yaşamayı.
Sayfa 415 - Can Yayınları
Alıntı
Reklam