İnsan hayatının özü ile ilgili ibadetler, ahlâk, edepler ve aile meseleleri gibi sabitlik ve devamlılık özelliği olan hususlarda sünnetin getirmiş olduğu tafsilat daha çoktur. Ta ki insanların hevaları onlarla oyalanıp, eğlenmesin ve her an değişim rüzgârlarının esintisine kapılmasınlar.
Böylece, kendi hayatını, hiçliğin ve faniliğin kurbanı yapan Batı, onunla yetinmemiş, doğulunun da yirmidört saatlik hayatını kendininkinin taklidi yapmak suretiyle bozmuş, mahvetmiştir. Sahte Spartaküsler, batı tipi başkaldırmalarla, yalancı, daha doğrusu sahte batı tipi kent kurmalarla oyalanmıştır.
Kent ve uygarlık âdeta özdeş düşünülmüştür eski uygarlıklarca. Onun içindir ki, medine ve medeniyet, aynı kökten gelir. Arapçadaki eşsiz dil ve anlam uyarlığı, şehir ve medeniyet arasındaki ilişkiyi, aynı realitenin başkalaşmaları, değişimleri, fazları arasındaki ilişki biçiminde vurgulamıştır.
Eskinin "mümin" kavramının yerine "devrimci"yi koyma yenikliği içinde ezgin bir çağ bu. İnanç yitirmenin sürüngenliği. Yenilenmeyi bilmeyen, tazeliğin sırrını yitiren ruhun eline tutsak düştüğü ürperiş. Ruhta kaybedileni kitlede, kalabalıklarda arayış. Kalabalığı bir toplum, kitleyi tarih içindeki yerini almış bir topluluk olarak değil, âdeta şuurdan ve şuuraltından soyunmuş, sıyrılmış, sadece bir içgüdü sürüsü haline gelmiş bir topluluk olarak alan bir arayış.