'Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir? ' diyerek başlıyor kitaba. Yaşayabilmek.. Sorgulayan, eleştiren ve yaşanmışlıklarını kelimelerle hemhal ederek mısralara döken ve böylelikle şiirde derinliği yakalayabilen nadide şairlerdendir, İsmet Özel. İnsanların sadece tekbir yönünü ele almayıp kuşatıcı bir tavrı, kapsamlı konu aralığı var. Şiirlerini okurken bir gece vakti karanlıkta kaybolur gibi kayboluyorum mısralarında. Aynı yolu defalarca yürür gibi tekrar tekrar okuyorum. İsmet Özel'i anlamak.. İsmet'i Özel yapan yaşadıkları, fikirleri, vazgeçtikleri sonrasında sımsıkı sarıldıkları, değişen ve dönüşen düşüncelerini sözlerine iyi adapte edebilmesi...
'Küfre yaklaştıkça inancım artıyor.' bu cümleyi ne zaman okusam durur düşünürüm. Gök gürültülü ve yağmur sağanak yağdığında hissettiğim şeyleri hatırlatıyor bana. Kendimi bulduğum nice mısraları var, hüzne, kedere, aşka, ideolojiye dair.. Ve son şiirinde 'evi Nepal'de kalmış Slovakyalı salyangozdur ruhum' sözleri bir şeylere duyulan hasretin, çekilen gurbetin en güzel ifadesi.
Bu kitap, geri dönüp tekrar tekrar okumak isteyeceğim şiirlerle dolu: Amentü, Evet isyan, mazot, yaşamak umrumdadır gibi... Şiire muhabbeti olanların muhakkak okuması gerek, fikrimce.