Merhaba arkadaşlar...
Kendilerine hayran olduğum halk ozanlarının anlatıldığı bir kitap... Kitapta Âşık İhsani, Anadolu'nun bağrında yetişen ta Pir Sultan Abdal'dan bu yana gelip geçen bir çok âşık, ozan ve halk şairine yer vermiş. Bu halkın insanlarının neler anlattığını birer veya ikişer örnekle bizlere sunmuştur. Mahzuni Şerifler, Pir Sultan Abdallar, Âşık Veyseller, Şahturnalar...
Anadolu insanı; yüzyıllardır yokluk, sefalet, zulüm, hainlik görmüş ve bir kenarda sesini duyuramamış insanlardır. Kendilerine bunları yapanlar ise bizzat kendi insanları olan ağalar, beyler, hükümetler ve yandaşları olmuştur. Bu sesleri çıkartılmayan halkın dertlerine yine halk ozanlarımız, halk şairlerimiz derman olmuşlardır. Bu sorumluluğu üstlenip sazları ve sözleriyle köy köy, şehir şehir dolaşıp halkın sevinç ve hüzünlerini gezdirmiş ve gittikleri her yere aktarmışlardır. Halk bu nedenle ozanlarını çok sever ve onlara çok şey borçludur. Peki neden borçludur halkımız ozanlarına? Çünkü o ozanlarımız halkına yapılan haksızlıkları görüp sözleriyle ve sazlarıyla haykırmış, bozuk düzenlere çomaklarını sokmuşlardır. Bu durum bir baskı oluşturup halkın biraz da olsa nefes almasını sağlamıştır. Âşık İhsani kitapta şunu söylüyor:
"Halkin ozanı uyandı mı, halk da uyandı demektir. Bu da hırsızların ve iki yüzlülerin sonu demektir."
Âşık İhsani bir çok halk ozanını övüyor kitapta fakat Usta Âşık Veysel'i usturuplu bir şekilde bir yönden eleştiriyor. Bir halk ozanının, ezilen halkının sesi olması gerektiğini söylüyor. Bu eleştirisine katılıyorum çünkü halk şairleri ve ozanları, ismini aldığı kişilerin ozanları ve şairleridir, sarayların değil. İhsani, Veysel Usta hakkında şunları söylüyor:
"Âşık Veysel Baba büyük bir ozandır. İrili
ufaklı kentleri dolaşır; konserler verir, para kazanır, köyü