Tantuni

Tantuni
@LimonluTantuni
Mustafa Kemal'in yolunda muasır medeniyetler seviyesine doğru...
İktisat/Lisans
Mersin
Mersin, 3 Ocak 1996
2696 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Halk için gerçeği görüşümüz var.
9/10
·189 syf.··
Beğendi
·
2021 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2021 18:08
Merhaba arkadaşlar... Kendilerine hayran olduğum halk ozanlarının anlatıldığı bir kitap... Kitapta Âşık İhsani, Anadolu'nun bağrında yetişen ta Pir Sultan Abdal'dan bu yana gelip geçen bir çok âşık, ozan ve halk şairine yer vermiş. Bu halkın insanlarının neler anlattığını birer veya ikişer örnekle bizlere sunmuştur. Mahzuni Şerifler, Pir Sultan Abdallar, Âşık Veyseller, Şahturnalar... Anadolu insanı; yüzyıllardır yokluk, sefalet, zulüm, hainlik görmüş ve bir kenarda sesini duyuramamış insanlardır. Kendilerine bunları yapanlar ise bizzat kendi insanları olan ağalar, beyler, hükümetler ve yandaşları olmuştur. Bu sesleri çıkartılmayan halkın dertlerine yine halk ozanlarımız, halk şairlerimiz derman olmuşlardır. Bu sorumluluğu üstlenip sazları ve sözleriyle köy köy, şehir şehir dolaşıp halkın sevinç ve hüzünlerini gezdirmiş ve gittikleri her yere aktarmışlardır. Halk bu nedenle ozanlarını çok sever ve onlara çok şey borçludur. Peki neden borçludur halkımız ozanlarına? Çünkü o ozanlarımız halkına yapılan haksızlıkları görüp sözleriyle ve sazlarıyla haykırmış, bozuk düzenlere çomaklarını sokmuşlardır. Bu durum bir baskı oluşturup halkın biraz da olsa nefes almasını sağlamıştır. Âşık İhsani kitapta şunu söylüyor: "Halkin ozanı uyandı mı, halk da uyandı demektir. Bu da hırsızların ve iki yüzlülerin sonu demektir." Âşık İhsani bir çok halk ozanını övüyor kitapta fakat Usta Âşık Veysel'i usturuplu bir şekilde bir yönden eleştiriyor. Bir halk ozanının, ezilen halkının sesi olması gerektiğini söylüyor. Bu eleştirisine katılıyorum çünkü halk şairleri ve ozanları, ismini aldığı kişilerin ozanları ve şairleridir, sarayların değil. İhsani, Veysel Usta hakkında şunları söylüyor: "Âşık Veysel Baba büyük bir ozandır. İrili ufaklı kentleri dolaşır; konserler verir, para kazanır, köyü
Şiir
Ozan Dolu AnadoluAşık İhsani · Berfin Yayınları · 200221 okunma
Reklam
Şiddetle tavsiye ederim
10/10
·147 syf.··
Beğendi
·
2020 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2020 03:17
Yaptığımız alıntılar, paylaştığımız iletiler ve kitap incelemelerimiz... 1K uygulamasında bunları yapmamızın amacı başka bir okuyucuyu kendi okuduğumuz kitaplarla tanıştırmaktır. Okuma alışkanlığı kazanmak için bu uygulamayı kullanan birçok arkadaşımız da var. Onlara da okuduklarımızı paylaştığımızda kitaplar için bir cazibe uyandırıyoruz. Bakın 'Eşekli Kütüphaneci' yani Mustafa Bey, kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için gönülden ve yılmadan, yokluk ve zorluklar içinde nasıl mücadeleler vermiş. Mustafa Bey namı diğer Eşekli Kütüphaneci, hayatını insanlar kitap okusun da ülkemiz aydınlığa kavuşsun diye sağdan soldan bulduğu ve yardımlar isteyerek topladığı kitaplari dağıtmaya adamış bir insan. Yalnız bu da değil, kooperatifler kurup yol göstererek halkın maddi gücüne de dokunmuş. Eşeklerle köylere kitaplar dağıtmış, müzeler yapmış, futbol takımı kurmuş, köylerde kütüphaneler yapmış, köy çocukları ve kadınların da Mustafa Bey'in kurduğu kütüphanelere gelip kitap okumaları için geri kafalı beyinlerle çok mücadele etmiş. Bunları kendi gayretiyle ve butçesizliğiyle başarmış. Her defasında kaymakama, valiye, belediye başkanlarına, Ankara'ya gidip yardım istemiş. Mustafa Bey duygusal biri ve her defasında istediği yapılmayınca oturup üzüntüsünden ağlayan ve ağlaya ağlaya işlerini hallettiren bir karaktere sahip. Bu karakteri beni yer yer çok güldürdü. Bakın o yerlerden biri; Genel Müdür'ün karşısına çıktı. Genel Müdür sordu: "Siz çiftçi misiniz?" "Hayır!" "Köylü müsünüz?" "Hayır!" "Muhtar mısınız?" "Hayır!" "Nesiniz siz?" "Kitaplık müdürüyüm Ürgüp'te?" "Ne istiyorsunuz şimdi ?" "Küçük şarap fabrikası kurduğumuz köylere elektrik donanı­mı kurulup akım verilmesini." "Köylü değilsiniz, muhtar değilsiniz, akım çekilmesini istiyorsunuz! Çıkın!" Zile basıp işgöreni çağırdı,
1000Kitap
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
3/10
·368 syf.··
2020 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2020 00:12
Elime aldığım kitabı bitirmeden bırakmamak gibi bir huyum olmasa bu kitabı ilk yüz sayfasını okumadan bırakmıştım bile. İlk yüz sayfasında bakalım neler olacak, anlatılanlar hızlanır mı gibi soruları sorup durdum. Ama nafile... Ben bu denli sıkıldığım başka bir kitap daha okumadım. Heyecanla alıp okumak istediğim bir kitaptı fakat beklentimin çok altında kaldı. Bir Proleterya iktidarının nasıl oluştuğu ve bu devrimde kadının rolünün ne olduğunu çok merak etmiştim. Merakımı giderdim fakat hiç beklediğim gibi değildi. Yazar o kadar uzatmış ki hikayeyi can sıkmaktan başka bir şey yapmamış. Devrim kadınlarına gelirsek, topunu toplasak bir Jeanna d'Arc etmez! Daha aktif daha kadınsı ve zekalarıyla bu mücadeleye katılmalarını umuyorken anlatılanlardan gördüğüm kadarıyla vahşi kadınları okudum. İşte size Komün'ün kadınları hakkında söylenen bazı sözler; Gazeteci Francisque Sarcey: "Bu kadınların beyinlerinin daha zayıf ve duygularının daha canlı olması nedeniyle erkeklerden daha vahşi ve daha şeytanidirler." Maxime Du Camp: "Yüreklilik zannettikleri gaddarlıklarda, erkeklerden daha üstünler." Edmond Lepelletier: "İntikam çığlıkları atan ve erkekleri kışkırtan bir Yunan korosu gibiler." Jules Claratie, kadınların militan tavırları ve konuşmalarından etkilenerek, "İnsanoğlunun nasıl da çamurdan yapıldığını" düşündü. Yazar Alexander Dumas, Komün kadınlarını, kadın olarak adlandırmayı bile reddetti. İncelememize dönecek olursak... Oysa ki kadınlar ellerinde bir gül ile devrim yapacak iradeye sahiptirler. Tam bir hayal kırıklığı. Paris Komün'ü bizde şu iki fikriyatı oluşturmuştur: 1.) Proleterya'nın iktidar olma şansı her zaman vardır. 2.) Anarşi, hiçbir zaman uzun vadede yaşamayacak, kan dökülmesinden ve bazı kendini devrimci sananların kendilerini tatmin etmesinden başka bir
Siyaset
Komün’ün Asi KadınlarıGay L. Gullickson · Yordam Kitap · 201525 okunma
8/10
·130 syf.··
2020 21. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2020 03:28
Ahmet Ümit... Polisiye romanlarının dışına çıkıp hem şiirsel hem destansı hem de masal tadında bir kitap yazmış. İlk sayfasından itibaren gördüğüm her cümleyi alıntılayasım geldi. Şöyle bir durup sayfaları ilerlettim ve gördüm ki her cümlesi paylaşılmaya değer. Ve o cümleleri paylaşsaydım eğer kitabı olduğu gibi yazacaktım. Bende minimuma indirgeyip bir inceleme yazar bu durumu açıklarım diye düşündüm. Muhteşem bir kurgu yazmış Ahmet Ümit. Ve bu kurguyu tarihten yerler, tarihten kişiler, tarihten olaylarla anlatmış. Çok kolay okunan ve güzel bir iki saat harcayabileceğimiz bir kitap. Ninattanın, Nuvanzaya duyduğu müthiş bir aşk hikayesi. Ninatta aradığı bilezikleri bulsun sevdiceğine kavuşsun diye beklerken o müthiş final bir tokat gibi çarptı suratıma. En çok alıntılamak istediğim o müthiş finali incelemeye sakladım. İşte o alıntı; Ey, yılların ötesinden gelecek yabancı. Ey, beni Nuvanza’ya götürecek kişi. Ey, Nuvanza’yı bana getirecek kişi. Şimdi söyle bana, sahiden geldin mi? Yazdıklarımı okudun mu? Sahiden on iki ayrı kentte gömülü, On iki ayrı bileziği aradın mı? On iki ayrı kente gittin mi? On iki ayrı bileziği buldun mu? On iki ayrı bileziği bizi birleştirmek için topladın mı? Sahiden beni Nuvanza’ya götürecek misin? Nuvanza’yı bana getirecek misin? Yoksa Tanrılar yine kandırdı mı bizi? Yoksa Nuvanza boşuna mı yaptırdı on iki bileziği, Yoksa Nuvanza boşuna mı sakladı on iki ayrı kente, Yoksa sen, yabancı, yoksa sen yok musun? Yoksa boşuna mı geçti bekleyişim? Yoksa boşuna mı geçti benim ömrüm? Yoksa ben Nuvanza’yı boşuna mı sevdim? Yoksa ben… - FİNALİ MÜKEMMEL KILAN SPOİLER - İşte Ninatta'nın kitap boyunca seslendiği bilezikleri bulması için yalvardığı okuyucu sizsiniz. Sonuç olarak bilezikler bulunamamıştır Ninatta Nuvanza'ya asla kavuşamayacaktır.
Ninatta’nın BileziğiAhmet Ümit · Doğan Kitap Yayınları · 20066,5bin okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2020 01:47
Wilhelm Reich'in bir manifesto şeklinde yazdığı, okuduğum ilk kitabıdır. Kitabın ilk sayfalarında iken elime kalemi aldım ve birçok sayfada altını çizeceğim önemli tespitler oldu. Aslında yazar kitap boyunca bizim çomar dediğimiz zihniyeti eleştiriyor. Eleştirdiği ve öğütler verdiği Küçük Adam'ın aslında bir efendinin köleliğini yapan, despot yöneticilerin altında ''yaşa'' sloganıyla var olan küçük insanlar olduğunu söyleyebiliriz. Yöneticileri ise küçük büyük adamlar olarak tanımlıyor yazar. Yazarın, Küçük Adam hakkında yazdığı şeyleri okudukça çevremde gördüğüm kişiler gözümün önüne geldi :) Nitekim bize yaşadığımız şartları ve çevremizdeki insanları anlatıyor. Okurken kafanızı kaldırıp etrafa baktığınızda, birileri; "o kitap bizden bahsediyor!" diyecek hareketler yapıyor olacak. Buna emin olabilirsiniz. Ve şunu da eklemeliyim; kendi adıma konuşacak olursam kitabın bir kaç yerinde kendimde de o Küçük Adamlığı görüp utandım. Yani kendimi farketmeme de öncü oldu. Mutlaka okuyun, lütfen okuyun. Ön yargılarınıza sıkı sıkıya bağlıysanız şayet, biraz gevşetebilmenize vesile olur belki de; kim bilir..
Dinle Küçük AdamWilhelm Reich · Avrupa Yakası Yayınları · 201215,4bin okunma
Reklam