Sanıyorum ki ben kitaplara çok yüksek beklentilerle başlıyorum... Öncelikle kitap güzeldi. Yazarın dili oldukça sade ve okurken asla insanı yormuyor. Ancak, kitap biraz beklentimin altında kaldı.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Her yerde görüyor ve duyuyordum. Bu yüzden -biraz geç de olsa- sonunda okudum. Her yerde duymamın sebebiyle sanırım çok aksiyon bekliyordum kitaptan. Ben kitaba başlamadan önce özetini okumayı sevmediğim için kitapların içerikleri genel olarak sürpriz oluyor bana, bunun da etkisi var sanırım...
Kitaba gelirsek; kitabın her bölümünün başlıklı olarak ayrılması neden bilmiyorum ama pek hoşuma gitmedi. Başlıklar hiç gizemli değil ve o bölümde ne olacağını az çok tahmin ediyorsunuz ve gizem kalmıyor. Bu yüzden bir süre sonra başlıkları okumadan kitaba devam ettim. Yazarın dili akıcı ve oldukça sade ve okurken insanı yormuyor ancak kitapta pek bir olay olmuyor. Ben daha çok olay olmasını, beni daha çok meraklandırmasını isterdim sanırım. Evet, sonu beklenmedik bir şekilde bitiyor ancak beni pek etkilemedi...
Genel olarak güzel bir kitaptı. Yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım.
İthaki bilim kurgu serisine daha yeni başladım sayılır aslında ve okuduğum birkaç kitap maalesef beklentimin altında kalmıştı. Bu kitaba o yüzden beklenti içine girmeden başlamıştım ancak kitap beni oldukça şaşırttı. Gerçekten çok güzel bir kitaptı. Yazar maalesef çok genç yaşta ölmüş. Eğer yaşasaydı eminim çok daha iyi eserler sunabilir ve hatta adı daha çok duyulabilirdi...
Yazarın dili oldukça akıcıydı. Zaten yazar kimya mühendisiymiş ve bunu kitaptaki bilgilerle de gösteriyor. Kitap akıp gidiyor ve her kısımda insanı meraklandırıyor. Hepsini ayrı ayrı çok sevdim ancak bence ilk dört öykü en güzelleriydi. Yani; Bir Mars Destanı, Hayaller Vadisi, Uyumun Doruğu ve Pygmalion'ın Gözlüğü kısımlarını aşırı sevdim. Sonraki hikayeler de güzeldi ancak ilk kısımdakiler beni daha çok etkiledi. Yine de her kısmı ayrı ayrı çok güzeldi.