“Ben de senin gibiyim,” dedi. “Her şeyi hatırlıyorum.” Bir saniye durdum. Her şeyi hatırlıyorsan eğer, demek geldi içimden, ve gerçekten benim gibiysen, o zaman, yarın gitmeden önce ya da tam taksinin kapısını kapatmak üzereyken ve diğer herkese hoşçakal demişken ve yaşamda söylenecek hiçbir şey kalmamışken, o zaman, sadece bu kez, bana doğru dön, sadece bir jest ya da sonradan aklına gelmiş bir şey olsa da, seninle beraberken benim için her şeyden değerli olan, o zamanlar yaptığın gibi, yüzüme bak, göz göze gel ve senin adınla hitap et bana.”
“Normalde, şöyle bir bakış atar ve sonra gözlerimi kaçırırdım -gözlerimi kaçırırdım, çünkü onun gözlerinin güzel, berrak gölünde davet edilmeden yüzmek istemiyordum- ve hiçbir zaman, orada istenip istenmediğimi öğrenmeme yetecek kadar beklemedim.”
Adınla çağır beni iki güzel yüreğin birbiri için nasıl bu kadar yanıp tutuşabileceğini kanıtlar nitelikte. İçerisindeki duygu ve düşüncelerin ifade edilişi sizi şaşırtacak ve kendinizi bunun hazzını çıkartmaya bırakınca eser kendini daha çok sevdirecektir. Sizi aşk, yaz ve ulaşılmazlıkla çepeçevre saran bu esere herkes bir şans vermeli.