Ama şimdi tam da buna ihtiyacım var: Bir çocuğun dünyanın alabildiğine basit olduğu yollu kör inancına, kötü bir niyetimin olmadığına, bunların hiçbirinin benim hatam olmadığına inanmaya.
Swinburne anahtarı vermişti.
Hayat hastalıklı bir şeydi, daha doğrusu hastalıklı bir hale gelmişti; dayanılmaz bir şeydi. "Ölü adam hiçbir zaman dirilmez!" Bu dize derin bir minnet duygusuyla birlikte kıpır dattı içini. Evrendeki yegâne hayırlı şey buydu. Hayat acı veren bir bezginliğe dönüşünce, ebedi uykusuyla ölüm tesel-liye hazırdı. O zaman ne bekliyordu? Artık gitme vaktiydi.