Aziz Nesin, çocukluğunu unutmuş olduğunu söylese de çocukların yanında durmuş ve onları büyümüşler yerine koymuş bu kitapta. Kendini çocuklar yerine koymaya çalıştığını söylese de bunun nafile bir çaba olduğunu da söyler çünkü aradan çokça zaman geçmiştir. Yine de elinden geleni yapıyor ve çocukların gözünden büyükleri bizlere anlatıyor.
Birçok hikayede çocuklara öğüt verip şunu bunu yap diyen büyüklerin hep tam aksine işler yaptıklarını görüyoruz. Bazılarında da sen nerden bileceksin, anlamazsın söylemlerinin nasıl geri tepebileceğini görüyoruz.
Ebeveyn olacak, öğretmen olacak ya da çocukların dünyasını anlamaya çalışan her kişinin okuyup çocuklardan ders çıkarması gereken bir kitap
İnsanın içinde yemyeşil bir derinliğin, lekelenmemiş ,gelişme gücünden bir denizin olduğuna, bu gücün insanın içindeki bütün ölü kalıntıları erittiğine, iyileştirdiğine ve sonsuzluğu yarattığına öyle inanmak istedim ki...
Sessizce oturmaktan daha korkunç bir şey yoktur. İnsanlar içimi görür gibi hissederim öyle zamanlarda; çıplakmışım gibi ya da daha beteri. Ruhsal çıplaklık gibi
Biz ve Cesur Yeni Dünya'dan sonra 1984 ve Fahrenheit 451'den önce yazılmış bu eser muhteşem bir distopya kitabı.
Bilim insanı Leo Kall'in ağzından okuyoruz. Kendisi alkolün beyinde yarattığı her şeyi ortaya dökme özelliğini baz alıp bir serum üretir. Kallokain adını verdiği bu serumla her bir insan gizli saklı ne düşünce varsa ortaya dökmektedir. Dünyadevlet'e karşı düzenlenebilecek her bir olumsuz fikir gün yüzüne çıkarılabilmekte. Böylelikle mükemmel bir güvenlik hissi bütün şehrin sakinlerini saracaktır(!). Bunun tam aksine herkeste bir paranoya türemektedir. 20 yıllık eşinden dahi bir güvensizlik bir jurnalcilik hisleri ortaya çıkarmıştır bu serum. Lakin bu durumu iyi bir şey olarak görmektedirler: "Şüpheci olmanın sizin göreviniz olduğunu bilmiyor musunuz? Devletin refahı bunu talep ediyor sizden."
Leo Kall yarattığı serumla ilk başta oldukça memnundur. Kendisinin en büyük ütopyasi da her bir kişiye bu serumdan enjekte ederek bütün bilgilerinin ortaya dökülmesidir. Ama bu ütopyası yavaş yavaş distopyaya dönüşmektedir. Geceleri uyuyamaz hale gelir. Kendisine o serumdan yapılırsa diye paranoya başlar. Kendi karısından şüphe duyar. Yakın bir arkadaşını dahi ihbar eder.
Ana tema kallokain olsa da dünyadevlet'in sistemleri de betimlenmekte. 7 yaşından itibaren çocuklar çocuk kampına yollanır ve aileleriyle bir daha görüşmeleri nadiren gerçekleşmektedir. Başka bir şehirde nüfus dengesizliği ve yetersiz iş gücü nedeniyle bir şehirden başka bir şehire genç kızlar gönderilir. Bu gönderilme de Gençlik Kampı Veda Eğlencesi ile kutlanır. Anne ve babalar çocuklarını anca bir dizi mucize ile görebilir.
Polis Gözü ve Polis Kulağı denilen cihazlar ile 1984'teki tele-ekran gibi kişiler takip edilmektedir. Propoganda Bakanlığı'nda halkı nasıl daha iyi yönetileceği