Frederick isimli kelebek koleksiyoncusu vergi dairesinde çalışmaktadır. Miranda isimli kadına karşı derin hisler sonrası onu saplantı haline getirir." Sonradan gerçeğe dönüşecek bir düş kurma hakkını kendime ilk kez o gün tanıdım. Bir adamın saldırısına uğramasıyla başlıyordu, ben de koşup onu kurtarıyordum. Daha sonraları saldıran adam ben oldum bir şekilde ama onu incitmiyordum, onu kapıp minibüsümle uzaktaki bir eve götürüp, kibarca tutsak ediyordum".Oynadığ bahisler onu zengin yapar ve artık engel tanımaz. Belki de kendimi kaptırıp hayallerimde biraz ileri gittim ama fazla pişmanlık duymadım çünkü aşkımın ona yaraşır olduğunu biliyordum diyerek kendini haklı çıkarma çabasına girer.
Frederick'in bu saplantılı duyguları, Miranda'dan kabul görmesini istemesi aslında tezatlık oluşturmakta. Frederick onun her istediğini alır, birçok şeyi yapmasına izin verir, dışarıya belirli zamanlarda çıkartır, Miranda'ya elini sürmez. Burda bir masumluk görüntüsü oluşturmaya çalışsa da Miranda'nın gözünden okuduğumuz yerlerde bariz bir özgürlüğe kastetmenin görüntüleri görülebiliyor."Bir zindanda yaşamayan hiç kimse, buradaki mutlak sessizliği anlayamaz" der. Hatta onun bir insan değil, insan kıyafetine bürünmüş bir boşluk olduğunu söyler.
İkisi arasında aslında bir noktada iki farkli tabakadan gelen insanın uçurumunu anlamakta mümkün. Frederick bir sonradan görme denilecek bir tiptir. Miranda için onun sevebileceği müzikleri, tabloları, elbiseleri almakta ama onlara dair hiçbir bilgisi yoktur. Miranda ise sunulan eşyaların özelliklerini ve detaylarını bilse de Frederick'e özellikle anlatmaya çalışırken içindeki aşağılamayı hep görürüz. Bunu onu tutsak tuttuğu için değil yaşanan statü farkından kaynaklandığı söylenebilir. Elbette ki o anda yaşanan sinir, hınç, çaresizlik her şeyin