Yanlış Batılılaşma konusunu en iyi işleyen kitaplardan biri olduğunu söyleyebilirim çünkü dönemin birçok kitabında belli başlı tiplemeler vardır ve hiçbir koşulda değişmezler. Bu kitap da aslında var: Naim Bey eskiyi ve konak yaşamının devamını istemekte. Oğlu ve torunun yaptığı hal ve hareketler onun için apayrı bir dünyayı temsil etmekte. Seniha ailenin en genç nesli olarak Batıyı temsil eden Faik Beyin çekiciliğine kapılmakta ama aynı zamanda kumar iptilasından da kurtulamamaktadır. İlk başta bana yavan gelmişti bu tiplemeler ama gittikçe aradaki ilişkiler karmaşıklaşmış ve kararlar farklılaşmıştı bu yüzden hem dönem şartlarını hem de eleştiri okumak isteyenler okuyabilir.
Kendi niteliklerimizi, değerlerimizi, garip bir akıl karışıklığı içinde, hem anlayamayacaklarını, " elbette bilemeyeceklerini" söyler, sonra da bunları bilir gibi davranmalarını isteriz.
Bir arada yaşayınca, ötekini düşünür, ötekinin kaygısını tanırsınız elbet. Ona dokunan size de dokunmuştur, onu sevindiren sizi de sevindirir. Ama ötekinde kendi izdüşümünü aramak hiç gerekmez.