1984, okurken beni yormayan ama bittikten sonra uzun süre etkisinden çıkamadığım bir kitap oldu. Başta bir distopya gibi başlasa da ilerledikçe anlattıklarının insana ne kadar tanıdık geldiğini fark ediyorsun. En çok rahatsız eden şey, baskının sadece beden üzerinden değil; düşünce, duygu ve sevgi üzerinden kurulmasıydı.
İşkence sahneleri zaten sarsıcıydı ama asıl kırıldığım yer, karakterlerin sevdiklerine ihanet etmeye zorlanmaları oldu. İnsan, sevdiği birini kurtarmak için kendini feda etmeyi beklerken, tam tersine zorlanıyor. Bu da kitabı sadece karanlık değil, aynı zamanda çok acımasız yapıyor.
Kitap bana, insanın ne kadar güçlü değil aslında ne kadar kolay kırılabildiğini gösterdi. Bitirdiğimde huzur değil, bir ağırlık ve düşünce kaldı içimde. Rahatlatan değil ama insanı sorgulatan, etkisi geçmeyen bir kitaptı.