“Şiddet insanları asla başarıya ulaştırmamıştır, dünyayı bir günde değiştirmek mümkün değildir. Size her şeyi bir çırpıda değiştireceklerini vaat edenler ya soytarı ya da alçaktır!”
“Büyük kederlerle büyük sevincin içimizde birleştiği bir yer var. İkisi de bazı insanları ağlatıyor. İkisi de ağır olmalı. Bu ağırlık altında kim bilir, belki insan kendisini son derece yalnız hissettiğinden...”
“Alışmak birçok iyi şeylerden bizi mahrum ediyor,” diye düşündü. Sonra, “Birçok da kötü şeylerden kurtarıyor tabii,” diye gülümsedi. “Ayrılmak ne tuhaf... Kalan daha çok ızdırap çektiği için, giden biraz vicdan azabı duyar. Her ayrılışta galiba bir parça ölüm var, azizim...”
Sevmek, en değersiz şeyleri, en feci sıralarda, en kıymetli şeyler haline getirdiği için mutlaka lazımdı. Sevmek, işte belli bir şey, teselliden ibaretti. Her şey ondan evvel ve ondan sonra diye ikiye bölünüyordu.