Sözü az söyleyince de kulağının söylenenden fazlasına açılmaya başladığını fark etmişti. Müzik kulağı gibi bir de duyuş kulağı vardı herhalde. Bazıları galiba bunları duyacak şekilde
yetişiyordu, sinirli bir anne ya da takdirsiz bir baba kişinin kulağını açıyordu. Bir kez açılmış kulaktan da başkalarının duymak istemeyip kulak dışarı ettikleri, vehimler, zanlar, akar gibi oluk oluk giriyor, içeri girenlerin kalabalığından bazen kulak girişi tıkanır gibi oluyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Buluşmak da rast gelmek de, aramak da, kalbine dönmek de buydu. Hayatın mucizesi, esrarı, yazgısı, kaderi, çilesi ve teri buydu. Kim neyi arıyorsa onun tuzağına da yem oluyordu.
Adil, bak, yetmiş çeşit delilik varmış, duydun mu, bunlardan birini bile beğenmeyip önüne konanla bir şey olacağım, okuduklarıma iltica edeceğim, onlar da beni kurtarıp besleyecek sanma. Düşman düşmana mevlit okumaz.
Köleliğimizi seviyoruz yine de. Zamanımız azaldıkça daha azını istiyoruz. Nitekim zaman yokluğunun her zaman can sıkıcı bir şey olarak yaşandığına inanmamak gerekiyor; tersine bu aranılan bir şey. Zaman yokluğu "estetikleştirilebilir".