Umut Can

Umut Can
@LordAuch
Louis-Ferdinand Celine, Georges Bataille, Fernando Pessoa ve Henry Miller okumayı severim.
Ankara
14 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
Osmanlı'da Aşk ve Cinsellik Sandığımız Gibi Değildi!
9/10
·240 syf.··
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 23:15
Dror Ze'evi, bu kitabında Osmanlı'da insanların en özel hayatını, aşk ve cinsellik dünyalarını titiz bir araştırmayla ele alıyor. Hatta yazarın şöyle bir tezi var kitapta: Osmanlı'da sandığımız gibi cinsel suçların çoğu yasaklı değildi ve cinsellik Osmanlı toplumunda çok da ayıp bir şey değildi. Osmanlı toplumu, özellikle 19. yy'a kadar cinsellikte pek çok aşama kaydetmişti. Eserin 6 bölümü var ve her bölümden birkaç ilginç bilgi paylaşayım belki konuyu daha detaylıca öğrenmek için araştırır okursunuz. Eserin ilk bölümünde bence en ilginç nokta, İslam dünyasında kadınların aslında "yarım erkek" ya da "olgunlaşamamış erkek" olarak görülmeleri ve bu nedenle asla erkeklerle eşit statüde kabul edilmemeleridir. İkinci bölümde ilginç olan bilgi, Osmanlı'da hiçbir cinsel suçun cezası idam değildir. Bir kadın zina yapsa bile öldürülmezdi. Sandığımız gibi Osmanlı'da aldatanlar, fahişeler ya da zina yapanların kafası kesilmiyordu. Üçüncü bölümdeki ilginç nokta, mutasavvıfların genç erkekleri izleme zevkinin (en-nazar ila d-emred) onların sonunu getirmiş olmalarıdır. Dördüncü bölümde Osmanlı rüya tabirinde hiçbir cinsel rüyanın cinsel olarak yorumlanmadığını görüyoruz (Freud'un psikanalizinin aksine). Örneğin yolculuğa çıkan bir erkeğin rüyasında annesiyle seviştiğini görmesi, adamın annesini özlediğini belirtirdi. Beşinci bölümde günümüzde Ramazan'da çocuklara izletilen Karagöz oyunlarının Osmanlı döneminde oldukça kaba dilli, erotik içerikli ve hiçbir ahlaki sınır olmadan oynatıldığını öğreniyoruz. Karagöz, şehvet düşkünü bir zamparadan başkası değildir. Ve son bölümde Avrupalı seyyahlar Osmanlı'yı "kadını peçe arkasına hapseden tembel bir millet" olarak yorumlamalarına karşın Osmanlı seyyahlarının da Avrupa'yı "ahlaken düşük" olarak gördüklerini okuyoruz. Bence Ze'evi'nin bu
Müslüman Osmanlı Toplumunda Arzu ve Aşk 1500-1900Dror Ze'evi · Kitap Yayınevi · 200810 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hitler Almanyasına bütüncül bir bakış...
10/10
·336 syf.··
2025 31. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2025 16:41
Bence Nazi Almanyasını merak eden herkesin okuması gereken başucu kitaplardan biri bu kitap. Hitler ve Nazi imparatorluğunun popüler kültürde ya da filmlerde anlatıldığı gibi olmadığını ilk bu kitap sayesinde fark ettim. Örneğin Hitler, hepimizin sandığının aksine, her zaman bir Yahudi düşmanı değildi, hatta Birinci Dünya Savaşı'nda gösterdiği kahramanlıklardan dolayı Hitler'i Demir Haç'a layık gösteren kişi bir Yahudiydi. Hitler'in Yahudi düşmanlığı zamanla ortaya çıkmış ve radikalleşmiş bir düşünceydi. Nazilere dair bir diğer klişe ise Hitler'in seçimle işbaşına geldiği yanılgısı. Hitler, seçimlerde hiçbir zaman %37,5'ten fazla oy alamadı, yani seçimlerde başarısız oldu. Onun iktidara gelişi, demokratik sistemin açıklarından faydalanması ve dönemin otoritelerinin Hitler'i ciddiye almamasının bir sonucuydu. Ayrıca daha öncesinde Hitler, başarısız bir darbe yapıp hapis bile yatmıştı( Birahane Darbesi ). Yani Hitler demokrasiyle iktidara falan gelmedi. Bunların dışında kitapta, Nazi propagandalarının Alman toplumunun beynini nasıl yıkadığını ve tüm bunlara rağmen hala Nazilere karşı olan muhaliflerin ve direniş örgütlerinin faaliyetlerini de görebilirsiniz. Hitler ve onun çok hızlı yükselip yine aynı hızla çöken Nazi imparatorluğunun kapsamlı bir tarihini okumak isteyenler için muazzam bir kitap. En önemlisi ise kitabın objektif oluşu... Kitap, Nazilerin yaptıkları zulümler ve Yahudi katliamlarını anlatırken Nazi Almanyasının işsizlik sorununu çözerek nasıl işçilerin güvenini kazandığını da belirtiyor.
Nazi Almanyası TarihiAlan E. Steinweis · Kronik Kitap · 202519 okunma
600 farklı ve leziz günah! Seç, beğen, al...
8/10
·452 syf.··
2025 26. kitabı
Günahı yarattı diye, suçu yarattı diye, pisliği, ahlaksızlığı, şeytanı yarattı diye tanrıdan nefret etmezsin, değil mi? Sadece tanrının yarattığı bu kötülüklere bulaşmamaya ve kendi yolunu çizmeye çalışırsın. Aynı şekilde Sodom'un 120 Günü'nü yazdı diye Marquis de Sade'den nefret edemezsin! Kitapta okuyacağın 600 cinsel fantezi ve dehşeti okumayı sen seçtin. Kimse sana zorla bu kitabı okutmadı. Hatta kitabın son sayfasına kadar gelen sendin. Kitapta okuduğun tüm sapkınlıklar eğer hoşuna gittiyse, bir nebze olsun seni etkilediyse, aynaya bakıyorsun demektir. Kendi içindeki karanlığa bakıyorsun demektir. Sakın Marquis de Sade'yi böyle aşağılık bir kitap yazdığı için suçlamayın, ama kendinizi iyice bir özeleştiri süzgecinden geçirin. Utanç verici olan fahişe değildir, fahişede arzusu olan erkektir! Ha bu arada, Pasolini'nin filmini de izlemeyi unutmayın :)
SodomMarquis de Sade · Chiviyazıları Yayınevi · 2018770 okunma
Kafkaesk bir Perec romanı...
10/10
·112 syf.··
2025 20. kitabı
Almanca dilinde bir kelime vardır: "weltschmerz"... Anlamı "dünya yorgunluğudur". Hani dünyanın bir yerinde soykırım olur ya da bazı ülkelerde adaletsizlikler arşa çıkar da sen kendi başına bu olaylara müdahale edemeyeceğini fark edersin ya, işte o zaman bu hisse kapılırsın. Tüm dünyanın acıları karşısında kendini ufacık ve etkisiz hissedersin, geriye üzülmek ya da hiçbir şeyi umursamamaktan başka bir şey kalmaz. Elinden bir şey gelmez, gelse bile tüm acıların son bulmayacağının, dünyanın hep böyle olduğunun farkındasındır. Hani Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski der ya, dünya hassas kalpler için bir cehennemdir diye, ne kadar haklı olduğunu düşünürsün. İşte bu romanın ana karakteri de weltschmerz denen olguyu iliklerine kadar hisseden bir karakter... Keyifsiz ve mutsuz okumalar dilerim...
Uyuyan AdamGeorges Perec · Metis Yayınları · 20205,1bin okunma
Dünya tarihi sadece savaşçıların kanlarıyla yazılmadı!
10/10
·400 syf.··
2025 9. kitabı
Bizlere okulda öğretilen tarih genellikle "beyaz erkeğin" tarihidir. Beyaz erkeğin dünyayı fethetmesi, diğer devletlerle olan mücadelesi ve galibiyetleri anlatılır bizlere. Roma İmparatorluğunun çöküşü, İstanbul'un fethi, Amerikan Bağımsızlık Savaşı ve modern dünya savaşları... Bunların hepsi tabi ki de önemli gelişmelerdir fakat sadece beyaz erkeğin dünyadaki hikayesini anlatır. Peki ama tüm bu olaylar yaşanırken kadınlar neredeydi, siyahiler ne yapıyordu ya da işçilerin durumu nasıldı? İşte sol eğilimli yazar Eduardo Galeano'nun ana odağı bu soruya cevap verebilmektir. Okul kitaplarında Amazon kadınlarının da en az erkek-egemen toplumlar kadar güçlü bir organizasyon oluşturdukları, Antik Mısır'da tanrıça İsis'in kocasının (tanrı Osiris) beden parçalarını toplayıp onları birleştirerek kocasını nasıl hayata döndürdüğü (her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır :)) ve Atlantik köle ticaretinde kölelerin karşılaştığı zorluklar anlatılmaz. Ataerkil sistem tüm bu tarihsel gerçekleri görmezden gelmeyi seçse de Galeano tarihte ezilenlerin sesiyle okuyucuya farklı bir tarihsel perspektif sunuyor.
Aynalar: Neredeyse Evrensel Bir TarihEduardo Galeano · Sel Yayıncılık · 20201,454 okunma