Dünyanın ısısı, güneşin ısısından gelmemektedir. Çünkü, güneşin kendisinde ısı yoktur. Işığı alma yeteneği, yalnızca parlak ya da mat yoğun cisimlerde bulunmaktadır. Güneş ise yoğun bir cisim değildir. Fiziksel bilimler, güneş gibi arkasını gösteren saydam, yoğunluksuz cisimlerin ışığı almadığını kanıtlamıştır.
"Görüş ve düşünceler üçe ayrılır:
"1. Halkın içinde bulunduğu düzey ve inanç doğrultusunda dile getirilenler.
"2. Soru soranın, öğrencinin durumuna göre dile getirilenler.
"3. Düşünürün kendi vicdani kanıları doğrultusunda açıklananlar.
"Bu üçüncü görüşü, ancak kendisiyle aynı inancı paylaşan kimseler anlayabilir."
Gazalî görüşleri böyle bölümledikten sonra, şöyle der: "Anlam bakımından birbiriyle çelişen bu sözlerin hiçbir yararı olmasa bile, muhatabı, atalarından öykünme yoluyla aldığı inanç konusunda kuşkuya düşürmek gibi bir yararı vardır. Bu yarar, doğru yola ve gerçeğe yöneltmek için yeterlidir. Çünkü, kuşku duymayan kişi bakmaz, bakmayan görmez, görmeyen kör ve şaşkın kalır."
Söz konusu filozof, Milletü'l-Fazıla adlı eserinde, kötü ruhların öldükten sonra, sonsuza dek, ölçüsüz acılar içinde yuvarlanacaklarını söylerken, Siyasetü'l-Medeniye adlı kitabında, bunların yokluğa karışacaklarını, ancak yetkin ruhların sürekli olacağını öne sürmüştür.
Ahlak adlı eserinde de, insan mutluluğunun, yalnızca bu dünya yurduna özgü olduğunu söylemiştir. Diğer görüş ve sözlerinin tümü de birer sabuklama ve hurafeden başka bir şey değildir.