Q

Q
@LosGalacticos
Klk
Avukat
Van
14 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
NATO
Nato sadece askeri amaçlar doğrultusunda hizmet ediyor gibi görünmesine rağmen, siyasi/iktisadi ve akademik alanlarda da söz sahibi olmuştur. Soğuk Savaş döneminde Türkiye’nin hangi şehrinde üniversitede kurulacağından anti-komünist literatürün nasıl oluşturulacağına varıncaya kadar etkilidir. Sovyetlerin yıkılmasından sonra varoluş mücadelesi veren bir takım İslami hareketler bu örgüt tarafından bertaraf edilmiş, onların yerine FETÖ benzeri ‘sistemle barışık’ dini hareketleri öne çıkarmayı ve Ortadoğuda İsrail’den daha güçlü bir devletin var olmasına fırsat tanımamayı misyon edinmiştir. Libya, Afganistan, Somali gibi ülkelerde katliamlara imza atan bu örgüt Türkiye’nin ‘’ 25 ‘’ farklı noktasında üs sahibidir. 27 Mayıs 1960 darbesinden 15 Temmuza varıncaya kadar tüm darbe ve muhtıralar bu örgütün sevk, idare ve lojistik desteği sayesinde mümkün olmuştur. Özellikle 27 Mayıs 1960 askeri darbesi Türkiye’nin bütünüyle ABD kontrolüne girdiği önemli bir kırılma noktasıdır.
Düşünce
Reklam
Devlet
M.Foucalt’un bio-politika ve bio-iktidar kuramı dikkat çekicidir. Devlet aygıtının mevcudiyetinin ve bekasının teminat altına alınması amacıyla beden üzerinde kurulan denetim mekanizmalarına dikkat çeken Foucalt, sağlıklı birey ve sağlıklı toplum klişesinin de bu bağlamda değerlendirilmesini ister. Devlet uysal bedenler yaratarak hem kamusal rızanın sürekliliğini hem de arzunun denetlenmesini sağlar. Üretim-tüketim süreçlerine aktif olarak katılan, vergisini düzenli olarak veren, gerektiğinde devleti için ölen sağlıklı bireyler yetiştirmenin her ulus devletin görevi olduğuna dikkat çeker. Okullar, hastaneler, kışlalar ulus devletlerin tekellerinde bulundurduğu bilgiyi çoğalttığı/ürettiği ve operasyonel olarak kullandığı yerler olarak öne çıkar. Böylece devlet aygıtı hem kendisini güvence altına almış olur hem de bilgi üzerinde kurduğu denetim ve kontrol mekanizmaları aracılığıyla Ortaçağ’da kilisenin oynadığına benzer bir rol oynar. Nasıl ki kilise bilgi ve yorum tekelini elimde tutarak egemenliğini tartışılmaz kılmışsa, ulus devletler de aynısını yapar. Öyle ki vatandaşlarının neyi sevip sevmeyeceğine, kimi dost kimi düşman belleyeceğine, neye iyi neye kötü diyeceğine bile karar verebilecek güce erişir. Böylece ‘düşünceyi’ denetleme imkanına kavuşur. Bu imkan sayesinde vatandaşlarını sevk ve idare eder.
Düşünce
Türkiye
Türkiye’nin küresel tröstlerin-kartellerin-şirketlerin kısa yoldan köşeyi döndükleri yer haline gelmesi kimsenin umurunda değil. Turizm adı altında ülkemizin Avrupalının garsonu haline getirilmesine kimse itiraz etmiyor. Geri dönüşüm adı altında Avrupa’nın sanayi atıklarının ülkemize boşaltılması karşısında teyakkuz çağrısı yapan bir siyasal söylemden yoksunuz. Para kazandırdığı müddetçe her türlü çirkefliğin meşru addedildiği bir vasata doğru hızlı adımlarla ilerliyoruz. Bilim insanları bütünüyle iktidar ve para sahiplerinin emrine girdiği için onların istikbalini garanti altına alacak çalışmalar yapıyorlar. Bir taraftan muhafazakar materyalizmin diğer taraftan demokratik-laik-seküler-liberal realizmin baskısına maruz kalan Türkiye’nin bu kaotik halden nasıl çıkacağına dair önerisi olan bir siyasal oluşumdan söz etmek mümkün görünmüyor.
Düşünce
İnsan ne değildir?
İnsan, ne Sartre’nin ‘annesinden kötürüm doğan bir çocuk maraton koşusunda birinci gelemiyorsa sorumlu kendisidir.’ cümlesinde belirginleşen ‘’kendi kendisinin tanrısı’’, ne de Heidegger’in ‘bu dünyaya fırlatılmış’ söyleminde görünen ‘’başıboş’’ bir varlıktır. İnsan, öfke ve şehvet dürtülerine benliğin şekillenmesinde merkezi rol veren Freud’çu perspektifin dar kalıplarına sığamayacağı gibi, Marx’ın bilimsel materyalizmine ilham veren ekonomi politiğin nesnesi de değildir…
İnsan ve Duygular
dijital dünya
Hareket halindeki (ekrandaki) nesneleri 'izlemeye' alışan insan söz ve yazıya(kitaba) yabancılaşmıştır. Hızlı yaşamaktadır ve her şeyi hızlıca elde etmek ister. Öyle ki olguyu açıklamaya çalıştığınızda hemen dikkati dağılmakta daha kısa ve mümkünse görüntülü olarak nasıl öğrenebileceğinin yollarını aramaktadır. Odaklanma sorunu vardır.Okumayı sevmez çünkü izleyerek öğrenmeye alışmıştır. Komploculuğa yatkındır. Spekülatif ve manipülatif bilgilere dayanılarak üretilen fikirlere alışıktır. Artık karşımızda bir tür '' bilgi cahili '' vardır. (Bilgi cahili: ignoramus )
İnsan ve Duygular
Reklam