Ben F.

Ben F.
@Lovelypup
Kararlarımız ne kadar Mantıklı ?
7/10
·310 syf.··
2025 1. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2025 00:00
Kitap, günlük hayatımızda, araştırmalarda ve çeşitli durumlarda karşılaştığımız karar verme süreçlerinin ve yaptığımız seçimlerin rasyonellikten ne kadar uzak olduğunu anlatıyor. Birçok bölüme ayrılan kitap, her bölümde farklı bir konuyu ele alıyor ve bu konuları yapılan çalışmalar, geçmişte yaşanan olaylar ve etkileyici örneklerle destekliyor. İnsan olarak verdiğimiz kararların mantıklı olduğunu düşünsek de aslında çoğu zaman irrasyonel kararlar verdiğimizi gözler önüne seriyor. Kitap, bir şeylere inanmak için kendimizi nasıl zorladığımızı ve sanki bir şeylere inanma ihtiyacımız varmış gibi davrandığımızı da çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Örneğin, aldığımız bir şeyin bizim için en iyisi olduğuna inanmak isterken, bu durum gerçeği yansıtmasa bile kendimizi kandırıyoruz. Ayrıca, istatistik bilmenin hayatımızdaki birçok alanda ne kadar faydalı olabileceğini, tatlı bir hikaye anlatımıyla okura aktarıyor. Hem düşündürücü hem de öğretici bir kitap.
1000Kitap
İrrasyonelStuart Sutherland · Domingo Yayınevi · 2015625 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yıkıma götürülen adam ( Spoiler içerebilir ! )
Puan vermedi·264 syf.··
2024 1. kitabı
Alfred Bester’in Yıkıma Giden Adam adlı eseri, esperlerin (zihin okuyucuların) var olduğu bir gelecekte geçen, cinayetin fikirsel başlangıcından sonuna kadar uzanan olayları ele alıyor. Ancak kitap, yalnızca bir cinayet hikâyesi sunmakla kalmıyor; aynı zamanda günümüzde de var olan hiyerarşi ve güç dengelerini tatlı bir üslupla sorguluyor. Gelecekte, akıl okuyucuların varlığıyla bir cinayeti işlemek zorlaşmış, hatta cinayet gerçekleşse bile bundan kurtulmak neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Bu evrende, ana karakterimiz Ben Reich, sahip olduğu maddi gücü ve hiyerarşik pozisyonunu kullanarak bu zorluklara direnmeye çalışır. Roman, yalnızca cinayet sürecini değil, aynı zamanda Reich’in iç dünyasını ve psikolojik çöküşünü de ustaca işler. Cinayetin ardından Reich, stres ve kuşku içinde sürekli bir paranoya yaşar. Bu durum, onun psikolojisinin giderek dağılmasına ve sonunda hiyerarşinin en tepesindeki kişiler tarafından yıkıma uğramasına neden olur. Kitap, bu süreçte bize “Büyük güç, büyük sorumluluk getirir” sözünü hatırlatıyor. Elimizde ne kadar çok şey varsa, en ufak bir sendelemede o kadar çok şey kaybetmeye hazır olmamız gerektiğini gösteriyor. Ayrıca kitap, teknolojinin bu denli geliştiği bir dünyada, tüm yargı ve gücün teknolojiye bırakılmasının doğurabileceği etik sorunları da sorguluyor. Eksik girilen bir bilgi, suçsuz birini mahkûm edebilirken, fazla girilen bir bilgi bir kişiyi %100 suçlu gösterebilir. Peki, bir insan hayatını bir makinenin yargısına bırakmak ne kadar etik? Kitapta geçen bir durumu şu şekilde düşünebiliriz: Geçmişe gidip Hitler’i, henüz soykırımı gerçekleştirmeden önce öldürseydik, bu kabul edilebilir olur muydu? Bir olay gerçekleşmeden, bir kişiyi yargılamak etik midir, yoksa bu düpedüz cinayet mi sayılır? Özetle, Yıkıma Giden Adam, bilim
Yıkıma Giden AdamAlfred Bester · İthaki Yayınları · 20161,335 okunma
6/10
·432 syf.··
2021 28. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2021 16:51
Başlarda birden farklı mekanlar varken sonralarında mekan denilen kavram sadece grup terapi odasıyla sınırlı kalıyor. Philip dışındaki diğer karakter betimlemeleri ve tasvirlerinin yetersiz geldiğini düşünüyorum yan karakterler olay örgüsünün içindeymiş gibi hissettirmekten daha ziyada olayın düğüm bölümünü gerçekleştirmek için oraya yerleştirilmiş gibi bazı karakterlerin tepkileri abartı ve plastik hissettiriyor özel yaşamları yokmuş ve sadece hayatları grup terapisinden ibaretmiş izlenimi uyandırıyor. Bu anlatımı sığlaştırıyor bazı olaylar sadece tek bir noktada geçiyor ve sanki sadece o bölümü doldurmak için yapılmışcasına. Juliusun bir terapist olması bana inandırıcı gelmiyor julius narsist, egoist ve nevrotik durumlar içerisinde terapide kendini mutlu hissettiğini söylemesinin asıl nedeni kontrolü kendisinin tutmasından kaynaklandığını philipin gelmesi ile birlikte sarsılan otoritesinin onda yaptığı kaygıdan açık bir şekilde anlayabiliyoruz. Kitap başta 300 sayfada anlattığı olayı sonlara doğru 10 sayfaya sığdırması sanki kitaba sonradan eklenilen bir bölümmüş havası uyandırmakta ve bu bana pek hoş gelmedi. Schopenhauerin hayatını anlatması güzel bir ek olmuş. Kitap sonlara doğru sanki tren kalkmadan yetişmeye çalışan bir adam tarafından yazılmış gibi bukadar aceleci olunmasının bir anlamı olduğunu düşünmüyorum philip uzun bir süre boyunca kendi düşüncelerine sadık olup son anlarda keskin bir biçimde değişmesi de absürt ve gerçekliğe pek uymamış . Sonu fazlası ile yavandı bukadar insanlardan uzaklaşan birinin sadece son 1 ay içinde tamamen giriş gelişme ve çözümü anlatması trajikomik son ise tam anlamıyla bir fiyasko okuyucuya sadece bir şaşkınlık duygusu yaratmak için yapılan bir sondan daha fazlası değil
Felsefe
Bugünü Yaşama ArzusuIrvin D. Yalom · Kabalcı Yayınevi · 20054,850 okunma