Kaleme aldığımız Cumhuriyet devri şairlerinden tamamen farklı bir sanat anlayışına sahip olan Asaf Halet, orijinal bir şiir kurduğunu söylediğimiz şairlerden de gerek bizden ve gerekse Batı'dan tesir görmemiş olmak bakımından keskin bir çizgi ile ayrılır. Herhangi ciddi bir araştırmaya dayandıramadığımız halde sadece bir zan ve his olarak içimize doğan, malzeme olarak Asaf Halet'in Divan edebiyatı şairlerinden sebk-i hindî diye bir tarzın sahibi Nail-i Kadim ile, biraz da Şeyh Galip'e yakın bir yanının olduğudur.
Asaf Halet, toplumcu bir şair değildir. Onun şiiri bahsettiğimiz iki inanış ile, rüya nizamı ve hayallerinden gelen sembollere dayanır.
Cahit Sıtkı hece şiirine yeni bir öz kazandıran daha önce bahsi geçen şairlerle, Orhan Veli ve arkadaşları arasında bir köprüdür. Onda modern bir hüviyet kazanan son ve önemli hececilerin birçok özelliği ile Garip şiirinin iklimini hazırlayan bir diğer özellik yan yana ve çelişmez bir bütünlük içerisindedir.
Şiirlerinin genel karakteri ve onu besleyen hayata bakışı, yaşadığı dönemin inanç ve fikir ortamı ile çok yakından ilgilidir. Onun şiirinin belli başlı temlerinden olan mesela hayat anlayışı ve ölüm, herhangi bir din veya metafiziğe bağlı değildir.
Tanpınar, Ahmet Kutsi ve Necip Fazıl ile başlayan asıl Cumhuriyet şiiri, yani sade bir Türkçe ile ve hece vezniyle yazılan ve yepyeni bir muhteva kazandırılan şiir, Ahmet Muhip'te de en başarılı örneklerini vererek devam etmiştir. Onunla gelişen bu çizgi, Cahit Sıtkı' da bitecektir. Yakın edebiyatımızda çok önemli bir köprü vazifesi gören, fakat yeni ve büyük şiirler yazmaya güçleri yetemeyen hececi şairlerden sonra gelen bu nesille, yeni bir çığır açılmıştır. Ahmet Muhip, edebiyatımızda orijinal bir sanatkârdır.