esra k., Ahşap Konak'ı inceledi.
 13 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Necip Fazıl'ın ana konusu kuşak farklılıkları olan tiyatro eseri; Ahşap Konak. Ben kitabı okumadan önce kitabın bu konu üzerine yazılmış olduğunu biliyordum ama karakterler arasında bu kadar derin farklılıklar beklemiyordum. Açıkçası okurken en çok düşündüğüm şey şu oldu; Bu kadar farklılık ve çirkinlik gerçekte varolabilir mi? Yazar farklılıklara değinirken aynı zamanda ahlaki problemleri de ele almış.

Kuşaklar arasındaki farklılıklar bana ilerleyen zamanın doğal bir sonucu olarak geliyor. Yani bu farklılıkları engellemek veya durdurmak çok mümkün olmasa gerek. Kendimden ve çevremden biliyorum; "gençken biz böyle miydik" söylemlerini çok duyuyoruz, evet muhtemelen değildiler. Ben bile yaşım ilerledikçe benden yaşça küçük olanlara bakıp, bir çok farklılık görüyorum. Biz çocukken böyle miydik ya diye sitem edip, küçük kardeşime sen çok şimarıksın diye kızdığım zamanlar oluyor. Aslında bu noktada farklıları karşı tarafın suçuymuş, hatasıymış gibi görmemek gerek yani karşılıklı ilişkileri saygı ve sevgi üzerine kurabildiğimiz zaman o farklılar sanırım gözümüze daha tatlı gözükecek. Kendi ahlaki ve kültürel değerlerimizi doğru şekilde bizden sonrakilere aktarabilirsek muhtemelen bu konuda daha az problem yaşarız, diye düşünüyorum.

Son olarak; yazarın ele aldığı konuyu, birbirinden farklı üç kuşağı üç katlı konak üzerinden anlatmasını ben beğendim. Kitabı da genel olarak beğendim.
İyi okumalar herkese.

Hayatını, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’ni “Tanıyıncaya Kadar” ve “Tanıdıktan Sonra” diye iki ana bölüme ayıran Necip Fazıl, Efendisine doğru kendisini cezbeden hâdiseleri de mânâlandırdığı otobiyografik eseri “O Ve Ben”i 1975’de şöyle takdim etmiştir:

“Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O’nu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim birbuçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim.”

Hayatında hep bir arayış içinde olan Necip Fazıl, nihayet aradığını bulduracak kişinin huzuruna doğru gidiyor. Bir vapur gezintisinde başlayan yolculuk, Beyoğlu'ndaki Ağa Camii'nde Abdülhakim Arvasi Hazretleri'nin yanına varıyor. Yıllardır bunun çilesini çekmiş ve nihayet bulmuştu. Necip Fazıl'ı şimdi de 'ne yapacağı' telaşı sarıyor. Hayatı boyunca hep telaşlı bir insandır aslında, dertlidir. Bir insanın hayatını bir uçtan diğer uca çevirmesi oldukça zor olsa gerek. Necip Fazıl da bu düşünce girdabının içinde en nihayetinde 'benim güzel efendim' diye bahsettiği, bizim Necip Fazıl'ı bu halde tanımamıza vesile olan Abdülhakim Arvasi'yle tanışıyor. Necip Fazıl, Abdülhakim Arvasi'ye duyduğu hayranlığı anlatıyor.

Sokrat ın yaptığı gibi, insanları eteklerinden çekip:
- Hey, Nereye?..

Diye haykırmak ve:

- Her şey yanlış; her şey yeni baştan ele alınmaya ve inşa edilmeye muhtaç!.. Bizim dışarıda aradığımız güneş, cebimizde kayıp...


Bendeki her kıymet onun , her suç nefsimin...

Okyanuslar gibi dalgalanan çamur nefsimi yüksük yüksük süzmeye memurdum.

Şeriat falakasına yatırmadan nefsi, hiç bir oluşa yol yok...

Kitabın bir bölümünde Peygamber efendimiz (s.a.v) 'in neden Yâ ( M......!) yazdığını anlatıyor. İşte size ismi hakkında bilgi:

Varlığın Tâcına dair, Zonguldak 'ta yazdığım yazı şöyle başlıyor :

_Yâ (M....! )

Noktalı yerde O'nun ismi, hâs ismi... Mukaddes hâs isim... Yâni mukaddes isme, nidâ siygasiyle hitap ediyordum.

<<- Onu çıkar oradan, buyurdular; Allah Resûlüne, hâs ismiyle ve nida siygasiyle hitap olunmaz.>>

- Niçin efendim?

<<- Hayâ meselesi !.. Allah bile Kûr'ânında, Sevgilisine, hâs ismiyle nidâ ederek hitap etmesi.>>

Büyük sır karşısında yandım, kül oldum. Bizzat Allah'ın haya gösterdiği sır...

- Kur'ânın hiçbir yerinde böyle bir yok mu?

Kısa ve sert

<< - Hiçbir yerinde!..>>

Gerçekten << de ki>> mânası << gûl >> kelimesiyle başlayan bir çok âyette, bu hitaptan sonra isim gelmediği, gözümün önünde geciverdi. Buna karşılık, birçok tefsircinin << de ki yâ M.......!>> diye kullandıkları klişelerdeki kabalık içimi burkuttu.

O ve Ben Necip Fazıl'ın iç dünyasının sıkıntılı halden, huzura kavuşma halini adım adım anlatıyor bizlere.

İlk defa otobiyografik bir kitap okudum. Sıkıcı değildi. Aksine akıcı ve anlaşılır şekilde anlatılmıştır. Necip Fazıl 'ı tanımakta isteyenler bu kitabın dan başlayabilir. Hayatı hakkında bir çok bilgi barındırmaktadır.

Remziye, bir alıntı ekledi.
23 Nis 23:26 · Kitabı okuyor

Insan,bir mes'ut zâlim,insan bir mağrur cahil;
Tekne kırık, su azgın ve kayıplarda sahil...

Çile, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 107 - Büyük Doğu Yayınları)Çile, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 107 - Büyük Doğu Yayınları)
Büşra A., bir alıntı ekledi.
23 Nis 22:54 · İnceledi

Beni anlıyor musunuz?
Beni anlatamayan kelimelerin aczini Allah'a havale ederim.

O ve Ben, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 115 - Büyük DoğuYayınları)O ve Ben, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 115 - Büyük DoğuYayınları)

Necip Fazıl Kısakürek
Ölecek miyim, tam da söyleyecek çağımda
Söylenmedik cümlenin hasreti dudağımda...

vesaiyre, O ve Ben'i inceledi.
23 Nis 22:34 · Kitabı okudu · 15 günde · Puan vermedi

Necip Fazıl’ın kendi hayatını anlattığı eseri ve eserlerini okumaya başlamak isteyenlere tavsiye edilen ilk kitaptır.Açıkçası Necip Fazıl’ın döneminde çığır açtığını ve önemli bir şahsiyet olduğunu tabiki biliyordum fakat tasavvufla alakası olduğunu ilk kez bu kitapta öğrendim.Tasavvuf’a meylim olmadığımdan hisleri elbette bana yabancıydı fakat diğer eserlerini okumadan önce İslam’a dönüş yolculuğunu okumak çok faydalı olacaktır.Aynı zamanda edebiyatta aklımıza kazınmış isimlerle arkadaşlığı ve onlar hakkındaki yorumları,eleştirileri çok ilgimi çekti.

Mehmet, bir alıntı ekledi.
23 Nis 21:49 · Kitabı okuyor

Mahkeme
Fatih sultan mehmed'e kendi kadısının "ayağa kalk; şer murafaası üstündesin ve hâkim karşısındasın!" İhtarını, Halifeler Halifesi Hazret-i Ömer'in de kendisini görünce ayağa kalkmak isteyen kadıya "oturunuz; taraf tutmanın ilk alâmeti budur!" Dediğini hatırlayalım! Bu iki tabloda, adına kaza icra edilen devlet reisiyle hâkim arasındaki bütün münasebet, olanca incelikleriyle pırıldar.

İdeolocya Örgüsü, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 259 - Büyük doğu yayinlari)İdeolocya Örgüsü, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 259 - Büyük doğu yayinlari)

Necip Fazıl Kısakürek
Oyuncak kırılır, haydi, ya insan,
Nasıl parçalanır, nasıl bölünür?
Söylerler, mezara kulak dayasan;
Bir daha ölmemek için ölünür...

Necip Fazıl Kısakürek
Çekilmez akılda bu kadar sancı;
Akıl bir küçük diş, at, kurtulursun!
Ölmemenin olsa gerek ilacı;
Eski rafta ara, belki bulursun!...

Necip Fazıl Kısakürek/ Kaldırımlar
"Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. "