- Eceli geldi, nalları dikti.
- Söyleme ulan! En iyi arkadaşındı.
- Ne diyeyim; kalıbı dinlendirdi mi?
- Yok... Cartayı çekti de.
- Peki öyle olsun. Tahtalı köye gitti.
Ben şu ölmenin Türkçede ne kadar hoş lafları var diye düşündüm. Onlar yine susmuşlardı.
"Ben yalnızken başka türlü düşünüyorum. Sen o söylediklerime aldırma! Onlar da yalan değildi ama tashih edilmemiş şeylerdi. Bak bugün, dün söylediklerimi yeni baştan düşündüm, düzelttim."
Ben, kayaların üstünde upuzun yatar, güneşin alnında hulya kurardım. Güneşin alnında kurulan hulyaların pek kötüye kaçmayacağını umabilirsiniz. Evet: Hiçbir zaman bulamayacağım kadınımı düşünüyordum. "Vur hançeri kadınım!" diye başlayan şarkıyı da söylerdim bir düziye.