“Konseyin planlarını gerçekleştirebilmesi için askerlere, işçilere, halka ihtiyacı vardı. Yönetimlerinde isyan ve istifaların olması halinde ülke kaos içinde kalacaktı.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Kevin…”
“Biliyorum, onu balyozla parça parça ettim. Ama aslında o benim Sun 660’ım değildi. Başka bir fotoğraf makinesiydi. Ama işin en kötü yanı da bu değil. Felaket asıl şu: Baba, benim makinemle hâlâ resim çekiyor! Ve o köpek sonunda dışarı çıkacak. Ve o zaman beni de öldürecek sanırım.”
Kütüphane Polisi, “Tende bite ait iki kitap var,” dedi. Sesi yine sanki kalın bir camın arkasından ya da çok uzaklardan geliyordu. “Mit Lortz tana çok tinirlendi, Bay Peeblet.”
Sam büsbütün ağlamaya başladı. “Onları kaybettim.” Bu adama kitaplar ya da başka bir şey konusunda yalan söylemesi imkânsızdı. Polis tam bir otorite, güç ve kudretin simgesiydi. Yargıç, jüri ve cellattı o.
SUSUNUZ!
Sam, “Emredersiniz,” diye mırıldandı. Aslında bu sözcüğü hafif bir sesle söylemişti. Ama akustik o kadar iyiydi ki, hafif mırıltısı yükselerek şikâyet dolu bir homurtu halini aldı. Sam irkildi. Sanki bu söz yüksek tavana çarparak ona doğru gelmişti.