Aşk Köpekliktir kendisinin takipçisi, sıkı bir okuru veya hayranı olmamama rağmen Ahmet Ümit beyefendiden okuduğum en iyi kitaptı. İçerisinde 9 öykü var ve kimi trajik, kimi komik, kimi melankolik kimi de şaşırtıcı konulara sahip. Özellikle son öyküsü olan “Aşk Köpekliktir” oldukça etkileyiciydi.
Aşk gerçekten de köpeklik miydi? Evet değerli 1000K. Aşık olduğunu fark etmek gerçekten de tuhaf. Çoğu zaman iş işten geçtikten sonra anlıyorsunuz. Anladığınız zaman ise fiziksel kramplar yaşatan, ayna başından ayrılamadığınız, gece aklınızda olup sabah dokunuşu ile uyandığınız duygular yaşatıyor. Yanında olduğunuzda çok mutlusunuz ama evinize döndüyseniz komplo teorileri geliştirmeye başlıyorsunuz. Ah, hele ki içine ayrılık girdiyse… İşte o vakit depremler oluyor ve sürekli yıkılmış bir şekilde onun kokusunu takip ediyorsunuz.
“Aşk Bir Mucizedir” öyküsü kısa olmasına karşın çok bam teliydi. O kadar çok güldüm ki sonunda; düşlerin gerçekten de yaşam gibi bir sonu olduğunu güzel anlatmış Ahmet Ümit.
“Aşk Bir Özentidir” öyküsü diğer favorim. Hapishane müdürü olan klas, şık, mahkumlara son derece nazik ve örnek bir müdür olan Nail bey’in nasıl katil olma eşiğine gelmesini aşk üzerinden öyle güzel anlatmış ki Ahmet bey, şaşırdım kaldım. Ben öykünün uzun roman formatında yazılmasını son derece arzu ederdim.
İşin başı da sonu da aşka dayanıyor. Ama siz aşka dayanabiliyor musunuz? Başlı başına kafi bir delil midir aşk? Yoksa çözümsüz bir problem midir? Okuyun ve taraf olabiliyorsanız tarafınızı seçin.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Büyücü ve Cam Küre Kara Kule serisinin dördüncü kitabıdır. Roland’ın gizemli geçmişini; Susan ile aşkını, en iyi arkadaşları olan Alain ve Cuthberti’i anlattığı, Büyük Tabut Avcıları, acımasız büyücü Rhea ve neticesinde gelişen olaylar dizilimidir.
Blaine’in sorduğu bilmeceler ile raylar üzerinde can pazarı yaşanmaktadır. Eddie’nin kıvrak zekası ile bu beladan neyse ki kurtulurlar. Ve kitaptan örnek bir bilmece:
“Ben güneşin önünden geçerim, Blaine. Ama yine de yere gölgem düşmez. Ben neyim?”
“RÜZGÂR.” Hiç duraksama yoktu.
Stephen King “pembe greyfurt” diye bir küreden bahseder. Kule evreninde küreler çok tehlikelidir ve serinin diğer kitaplarında da karşımıza çıkacaktır. Geçiş yaptırır, gelecekten parçalar gösterir ve insanın çıldırmasına, cinayet işlemesine ve tükenmesine yol açan etkilere sahiptir.
Büyücü Rhea’nın “Dürüstlüğün Kanıtlanması” adı altında Susan’ı muayene ettiği satırlar (bakire mi değil mi, soluğu temiz mi kötü varlıklar tarafından kirletilmiş mi) ciddi anlamda beni sinir etti. Ve Büyücünün evine gittiği akşam Susan o küreyi gördü. Çenesini tuttu ve gördüğünü söylemedi. Susan’ın güçlü kişiliğinden etkilenen ve uzun sarı saçlarını kıskanan büyücü ise Susan’a öyle kötü bir büyü yaptı ki kitabın ilerleyen sayfalarında iyi ki yanında o an Roland varmış dedirtti.
Sheemie’den bahsetmek istiyorum. Devamlı gülen çocuk… Roland ve arkadaşları onu devamlı kolladıkları ve kötü insanların hakaretlerinden koruduğu için onlara kalbini öyle güzel açıyor ve iyilikler yapıyor ki ağlamamak elde değil. Sai King’in bu evrende yarattığı en saf bir yandan da en güçlü karakter olabilir. Depape adındaki aşağılık tabut avcısı ona botlarını yalatmak istediğinde Cuthbert belki de babalarının yüzünü unuturcasına ve gelme amaçlarını bir kenarı atarcasına yardım etti. Bu anlamda Roland’ın
Karanlık, cinayet, intikam, edebiyat ve aşk…
Hepsinin bir arada olduğu yer yer fantastik bir roman olsa da duygular gerçek. Uzun süredir su gibi şeffaf bir kitap okumamıştım. İçi dışı bir olması garip bir dehşetle sardı evimi, balkonumu, odamı. Elimde olduğu her an bir Edgar Allan Poe hikayesinin kaybedenlerini okudum.
“Şifa var mıdır Gilead merheminde
söyle bana yalvarıyorum
Kuzgun dedi ki: “Bir daha asla!”
Ünlü bir yazar olan William Blessing eşi Amy ile mutlu bir hayat yaşamaktadır. Donald Marquette ile tanışınca fesatlığın, kıskançlığın Tanrısı ile tanıştığının farkına varmaz. Gözünü Amy’e diken Donald, adamları ile beraber William’ın eşsiz Poe koleksiyonuna ve edebiyat antika eşyalarına da el uzatır. Bir gece Kont, Marquis, Mick ve Baxter ile beraber Blessing’lerin evlerine giderler ve William’ı öldürürler. Ve William’ın tüm hayatına sahip olduklarını düşünürler. Ama bir şeyi unutuyorlardı. Bir Karga’nın varlığı…
Mistik güçleri olan Karga, intikamını alması için Blessing’i tabuttan çıkarır. İçindeki ateşi ona yeniden hatırlatır. Bir amacı olduğunu ve intikamını almazsa Poe’nun da kemiklerinin sızlayacağını anlatır adeta. Suçlu bir vicdan! Kan tadı verir insanın ağzına. Yazarımız David Bischoff bu duyguyu öyle iyi vermiş ki Ölümsüz Aşk romanında, hayranlıkla okumak düştü payıma.
Marquis’i Kuyu ve Sarkaç, Baxter Brittle’ı Amontillado Fıçısı, Mick ve Thedore’u Morg Sokağı Cinayeti kitaplarındaki sonlarına uygun bir şekilde cezalandırıyor düşmanlarını Blessing.
Sizce William ve Amy yeniden bir araya gelebilir mi? Karısına duyduğu sevgi ve yaptığı tasvirler öyle kalbime dokundu ki yazara hayran olmamak elimde değil.
Kitapta Stephen KingClive BarkerDean R. Koontz gibi edebiyat devlerinden de bahsediliyor sıkça. 2026 yılının en iyi romanını okudum ve beni bu romanla buluşturan adama, karanlıklar
Polisiyenin iki dev duayeni Kavgaz serisine Armatör ile devam ediyor. Yıl 1990. İstanbul Cinayet Büroda 25 yaşındaki komiser yardımcısı (taze komiser oldu hatta) Mutlu Kavgaz zorlu bir dosya ile karşı karşıya. Sabri Ateş, Mutlu’ya güveniyor. Ayarı da veriyor. “ Talip Uzunkaya kayıp vakasını çözemezsen onlar benim ben de senin tepene binerim.” Talip Uzunkaya, basından da tanıldığı üzere memleketin en meşhur armatörüdür. Kavgaz: Armatör
Mutlu, daha kendini bilen ve profesyonel bir tavırla duruma araştırmaya başlasa da çalışma arkadaşlarına güvenen biri değil. Önce kendisi çözmek istiyor. Danışıp fikir alma onun tarzı değil henüz. Talip beyin kızı Neslişah hanım ile görüşüyor. Evin tek varisi Neslişah. Eşi Kudret bey başarılı bir cerrah. Psikolojik olarak serinkanlı ve mesafeli olarak tanınıyor armatör. Ama gel görelim Talip bey biraz çapkın. İbrahim adında henüz nüfusuna almadığı bir oğlu var. Bu kaybolması da tam İbrahim’i nüfusuna alınması için avukatına gerekli talimatları verdiği sırada gerçekleşiyor. Kavgaz komiser için de sürekli soru işareti yaratıyor bu durum.
Talip Bey’in evini kendisi detaylıca araştırma kararı alıyor. Yaptığı araştırmalar bakalım sonuç verecek mi? Evdeki kasada kaybolduğunu tespit ettiği altınlar ve değerli gayrimenkul kağıtları da işin içine girince mideler bulanıyor. Evin uşağı, hizmetçileri, ve Kavgaz komiserin en çok şüphelendiği adam; Talip Bey’in ev işleriyle alakadar olan hem de şoförlüğü yapan Mehmet bey. Yoksa Talip Uzunkaya’nın iki ortağından biri mi bu kaybın belki de cinayetin sebebi?
Bu kitap gerçek bir olaya dayanıyormuş 1000K okurları. Gerçek olan konulu romanlar daha da ilgimi çeker.
Kitabın sonlarına doğru Sabri Ateş niye Mutluya bu denli mesafeli ve soğuk anlayamadım. Konuyu açıklığa kavuşturduğu halde hem de. Sanki çözülmesini
Doğdunuz evi seçemezsiniz. Annenizi babanızı seçemezsiniz. Ama dünyanızı değiştirmeyi, sevgilinizi, kocanızı, en yakın arkadaşınızı kendiniz seçebilirsiniz. İşte Çorak Topraklar tam da bize seçimlerimizden bahsediyor. Bazen doğru bazen yanlış da olsa kalbinin Ka-tet’inde yürümeyi seçenler pişman olmuyor.
Kara Kule’nin üçüncü kitabı Çorak Topraklar “Bir Avuç Tozdaki Korku” bölümü ile başlıyor. Orta Dünya’nın bekçilerinden ayı Shardik bu çürümenin ve yozlaşmanın en güzel örneklerinden biri. Eddie ise ilk ciddi silahşörlük deneyimini bu olayla yaşıyor. Suzannah ise kocasına her daim destek oluyor. Roland ise daha önce ölümün kollarına bırakmak zorunda kaldığı Jake’e tekrar kavuşma yolunu buluyor. Ama Jake’i kendi dünyasına getirmek hiç kolay değil.
Malikane denen belalı, eski “ben anormalim” diye bağıran bir eve girmek zorunda. Ya evin kendisi de başlı başına bir canavarsa?
Jake başlı başına cesur, gözüpek ve çocuk olmasına rağmen olağanüstü atak bir karakter. Sadece kafaya önem verenlerin gittiği bir okula gidiyor. Orada yazdığı kompozisyon çok beğenilse de çıldırmanın eşiğine gelmiş Jake boş bir arsada “Gül” ile karşılaşıyor. Orada Beyaz’ın sesi ve Işın’ın gösterdikleri ile artık New York’ta işinin kalmadığını biliyor. Onu gerçekten seven, anlayan yeni dostlarına doğru yola çıkıyor.
Zorlu bir kavuşma… Ve son silahşör Roland yeni ailesi ile Ka’nın ona verdikleriyle mesafeleri aşmaya devam ediyorlar. Aralarına Billy Ahmak denilen çok zeki ve hisli konuşan hayvan “Oy” da katılıyor. Jake’in bir bilmece kitabı var onu da Roland’ın yanına gelmeden önce Calvin Tower’ın dükkanından alıyor. Tower çifte sembollü bir anlam taşıyor ve ileriki kitaplarda sıkça rastlayacağız.
Ve zorba Mono Blaine…Lud şehrini delirten elektrik Tanrısı. Ona bela da diyebiliriz. Demirin yaratılmış en