Aylin Ayan

Ebedi uykuları için mezara indirdiğimiz ölüler çürüyorlar, ama kafamızın içindekiler, yaşadıklarımız yok olmuyor. Ne acı.
Reklam
Demek insan berbat bir çocukluktan sonra seksen yaşına kadar yaşayabiliyordu. Çocuk gözler ne görürse görsün. Çocuk eller zorla neye dokunursa dokunsun. Çocuk kalbine silinmeyecek hangi sözler yazılırsa yazılsın. Çocuk aklı gözyaşlarıyla dolu bir çanak olmuş bile olsa, demek insan yıllar yılı yaşayabiliyordu, öyle mi?
Sardığı yaralı elini gösteriyor: "Canımı acıttın, biliyor musun?" "Sen de benim canımı acıttın, ama sen bilmiyorsun."
Sayfa 242·Kitabı okudu
Pazar günleri... Şimdilerde... Sokak aralarından geçerken... gözüme pijamalı aile babaları ilişirse, kışın, yağmurlu gri günlerde tüten soba bacalarına ilişirse gözlerim... evlerin pencere camları buharlaşmışsa... odaların içine asılmış çamaşır görürsem... bulutlar ıslak kiremitlere yakınsa, yağmur çiseliyorsa, radyolardan naklen futbol maçları yayımlanıyorsa, tartışan insanların sesleri sokaklara dek yansıyorsa, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek......... isterim hep.
Zira kalp öyle bir dünyadır ki, insanı alt üst eden, deşen ve yeniden işleyen her tutku, bunu önceki tutkuların kalıntılarının üstünde yapar.