Uçurtmayı Vurmasınlar
“Demir kapıları ancak gülmeceyle aşıp
İnci’ye ulaşabiliriz,” diyor Selma Abla. Gülmece,
anahtar mı İnci? Sf. 45
Koğuştan avluya açılan demir kapıda minicik bir mektup deliği var. En son Safinaz’la ben kalırız o deliğin başında. Boşalan avluya bakarız bir süre. Gardiyanlar avlu merdivenlerini çıkıp idareye giden dış kapıyı da
kapatırlar. Akşamı götürürler anahtarlarıyla birlikte. Yıldızları da... Sf. 49
Nevin diyor ki: Kuşlar bizim için yakalıyormuş
güneşin son ışıklarını. Biz günbatımını onların kanatlarında görelim diye. Kuşları çok seviyorum o yüzden. Sf. 50
Hani bir oyun oynardık, her şeyin tam tersini
söyleyerek.
Müdürle o oyunu mu oynuyorlar yoksa İnci? Sf. 64
Sordum ona,“Senin de yüreğin çarpıyor mu?” diye. Çarpıyormuş. Herkesinki çarparmış. Ama kimininki aydınlık olurmuş, kimininki karanlık. Dışarıdan hangisinin karanlık, hangisinin aydınlık olduğu nasıl anlaşılır İnci? Nevin’e sordum:
“Dünyanın en zor işidir onu birbirinden ayırmak,” dedi. Sf. 76
Hep benimle kalsın istiyorum. Ama biraz büyüyünce uçmak istermiş.
“O zaman beni bırakıp gider mi?” diye sordum.
Uçma zamanı gelince gitmesi gerekirmiş. Kuşlar tutsak yaşayamazlarmış. Ya çocuklar, İnci? Onlar tutsak yaşayabilirler mi? Sf. 85