"Yetişkin rüyasında bastırılmış bir duygu kendini ifade etmek isterken bunu özgürce yapmaya cesaret edemiyor. 'Sansürcüden' korktuğu için, asıl amacının anlaşılmasını engellemek adına öncelikle kasıtlı ve oldukça zeki çarpıtmalarla anlamsız bir takım olgular öne sürüyor: Rüya da her şair gibi riyakârdır."
"Bilinçdışı dünya, görünürde unutulmuş olan geçmişi, her an dalga dalga içinde bulunduğumuz ana savuruyor. Bilinç dünyamız, inandığımız gibi olağanüstü bir ölçüyle uyanık iradenin ve planlar kuran aklın elinde değil, kararlar göremediğimiz o karanlık bulutun içinden çakıyor asıl ve kaderimizin yönünü değiştiren o ani sarsıntılar, içgüdü dünyasının derinliklerinden geliyor."
"Zira Freud öncesi bilimin esas ve değişmeyen görüşü şöyleydi: Bu bilinç dünyası, tamamen pasif, bütünüyle eylemsiz, ömrü sona ermiş ve soyu tükenmiş bir yaşam, unutulmuş bir geçmiş ve bu nedenle de günümüz zihinsel dünyasına herhangi bir etkisi ve katkısı olmayacak bir dünyadır.
Freud ise, bu görüşün tam karşısına kendi fikrini dikiveriyor: Bilinçdışı, ruhsal yaşamın arka bahçesi ya da çöplüğü değildir, aksine sadece ufacık bir parçasının bilincin aydınlık alanına ulaştığı ana maddenin ta kendisidir. Zira ortaya çıkmayan o ana parça, yani bilinçdışı dünyası asla ölü ve eylemsiz değildir. Gerçek düşüncemize ve hissiyatımıza aynı etkinlikte ve canlılıkta etki ediyor, hatta ruhsal varlığımızın yaşamsal üç boyutlu halini canlandırıyor bile olabilir. Bu nedenle tüm kararlarında, bilinçdışı arzusunu hesaplamarına dahil etmeyen kişi kendini yanıltmış olacaktır, çünkü özdeki potansiyelin esas tetikleyicisini hesabın dışında tutmuştur."
"Sayısız insanın kaderi budur: Gideceği yoldan çok da emin olmayan insan öncelikle sezgilerinin tinsel çağrısının peşinden gitmek ister, ancak öncesinde bu çağrıya uyabilmek için pek de isteyerek seçmediği bir meslek edinmek zorunda kalabilir."