“Baba bu çukurda rahat olacaktı. Toprak onu tanıyor, o da toprağı tanıyordu. Çok iyi anlaşacaklardı. Toprak ona bu rendavuyu nerdeyse altmış yıl önce vermişti. Şefkat artık burada sonlanmalıydı. Toprak onu alıp sarılmalıydı. Ne de güzel bir sükûnetti bu. Duyacağı yegâne ses, ot saplarını ezen kuşların narin ayakları olacaktı. Günlük güneşlik bir ölüm günüydü. Kırların huzurunda sonsuz bir uykuya daldı.”