Öylesine utangaç, öyle çekingenim ki, şu an bulunduğum yerden kıpırdamak bile aklımın ucundan geçmiyor. İnsan hayat şartları ne derece olumsuz olsa da , benimsediği yerde huzur buluyor.
Akşamları, diğer öğrenciler daha önce gördükleri derslerden söz ediyor veya yenilerine hazırlanıyorlardı. Bense önümdeki kitaba boş boş bakarak, evimize dair düşler kurardım. Babamı, annemi, ihtiyar bakıcımı ve onun anlattığı masalları hatırlardım.. Ah, yakıcı bir acı kalbimi nasıl da doldurdu! Evimizdeki en sıradan şeyleri dahi keyifle, hasretle hatırlıyordum. Şu an evde, küçük odada, semaver karşısında, annemin babamın eteği dibinde olmak ne iyi olurdu, diye aklımdan geçiriyordum. O sıcak bildik yerde ne kadar huzur bulurdum. Anneciğime içten bir sevgiyle sarılarak, yüzünü öpücüklere boğardım! Tüm bunları hatırladıkça gözlerim doluyor, hıçkırığıma engel olamayıp usulca ağlıyordum.
(Dipnot: Bu satırlarda Varenka gibi benim de göz yaşım pıt oldu..)