Sona Qasımlı

Sona Qasımlı
(✯ Yağış yoxdursa ,çiçəkdə yoxdur..
Biraz erken ya da biraz geç ölmenin bir anlamı olmadığına göre, yaşamanın amacı neydi? Zaten yok olacak kumdan şatolar yapmak neye yarıyordu? Büyük bir mücadele içinde olan insanlar böyle şeyler düşünmüyor, kendilerini hayattaki başarılarına adıyorlardı. Ama insanın temel duygusu buydu. Yeryüzü korkusu, yaşam ürkekliği, geçici olmanın yarattığı yürek burkulması. Yani boşluk, büyük bir boşluk.
Sayfa 191·Kitabı okudu
1K
Reklam
İnsanlar yaşlanıyordu, bunun ayrıcalığı yoktu ama yaşlanan insanların bir kısmı olgunlaşmış olarak, bir kısmı ise olgunlaşmadan ölüyordu. Bunun püf noktası ise bir insanın “Nasıl görünüyorum?” sorusundan, “Nasıl görüyorum?” aşamasına geçmesiydi
Sayfa 133·Kitabı okudu
Hayat
Seksen yıla yaklaşan ömründe ilk kez su kıyısında değildi. Suyun her biçimine alışıktı o ve bunlar yaşamının doğal bir parçasıydı. Su yalnız Boğaz’ın her an renk değiştiren akıntıları değildi. Bazen gece boyunca yağan yağmurdu,bazen manolya yapraklarının üstünde biriken damlalardı, bazen sabah çiyiydi, geçen şilepleri dev birer hayalete çeviren sisti, gümüş rengi bir buluttu, şebnemdi, kırağıydı, su buharıydı, kardı. Bazen de o eski yalıda bol bol akıtılan gözyaşıydı.
Sayfa 115·Kitabı okudu
Hayata Dair
Leyla Hanım bunu kendi zihninde “lakaydi” olarak tanımlıyordu. Lakayt olmak, çevresiyle ilgilenmiyormuş, üzülmüyormuş, sevinmiyormuş gibi durmak; doğru dürüst bir konuşma bile sürdürememek; küçük cümleler, ağızdan gelişigüzel fırlayan kelimeler hatta seslerle idare etmek...
Sayfa 92·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular