Seksen yıla yaklaşan ömründe ilk kez su kıyısında değildi. Suyun her biçimine alışıktı o
ve bunlar yaşamının doğal bir parçasıydı.
Su yalnız Boğaz’ın her an renk değiştiren akıntıları değildi.
Bazen gece boyunca yağan yağmurdu,bazen manolya yapraklarının üstünde biriken damlalardı, bazen
sabah çiyiydi, geçen şilepleri dev birer hayalete çeviren sisti, gümüş rengi bir buluttu, şebnemdi,
kırağıydı, su buharıydı, kardı. Bazen de o eski yalıda bol bol akıtılan gözyaşıydı.