Xanım Şəbi

Xanım Şəbi
@Lyasol
Sürer atını kara zırhlı şövalye gürültülü dünyaya. V e dışardadır her şey: gün ve vadi ve dost ve düşman ve salonda yemek ve Mayıs ve genç kız ve orman ve kutsal tas; ve Tann kendisi binlerce kez görünür bütün sokaklarda. Ama şövalyenin zırhı içinde taa karanlık halkaların arkasında çömelmiş ölüm, düşünür de düşünür: kılıç ne zaman fırlayacak demir çitin üzerinden, o yabansı ve özgür kılan namlu ne zaman kurtaracak beni bu içinde iki büklüm günler geçirdiğim zindamından sonunda gerineyim diye ve oynayıp türkü söyleyeyim diye.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sen bütün nesnelerin en derin özüsün, varlığının gizini suskuyla saklayan; ve her birine başka türlü görünürsün: karaya gemi gibi, gemiyeyse liman.
Görürüm seni, gözlerimi söndürsen de; duyarım seni, kulaklarımı tıkasan da; gelir dururum sana ben ayaksız hem de, seni ağızsız çağırının istediğim anda. Al kopar kollarımı dilersen, sanki elle kavrarım seni ben yüreğimle; atar beynim, yüreğimi sustursan da; beyniınİ yangına vermek istesen bile, taşının seni damarlanındaki kanda.
Her kim seni arar, sınar seni. Her kim seni bulur, bağlar seni görüntü ve davranışla.
Bir var ki: öyle gelir bana, her türküyü saklanın ona içimin taa derinliğinde.