Sayısız çağrışımları ve yan anlamlarıyla "başkaları için yaşamak", diyebiliriz ki, Wilde'ın devraldığı ahlaki kelime dağarcığının ayrılmaz parçasıdır. Uğruna yaşadığımız bu başkaları neyi yasaklar ya da teşvik eder?
Hangi başkaları için yaşarız ve neden? Başkaları için yaşamıyorsak şayet, kim ya da ne için yaşarız? Yaşamak, neden bir şey için yaşamak anlamını içersin? Hayatta -o zamanın modern hayatın da- mazeret, sebep ya da temel veya onay gerektiren nedir? Uğruna yaşayacak hiçbir şey ve kimse olmadığına inanmaya başlamamız mümkün mü? Eğer mümkünse, o zaman nasıl yaşardık?
Devraldığımız kelime haznesini belli şekillerde kullandığımızda sormaktan cayacağımız türde sorulardır bunlar (ve Blake'in, Nietzsche'nin, Freud'un, Wilde ve pek çoklarının sorduğu sorulardır). Başka insanlarla ne işimiz var? Ve onlarla gerçekten birlikte yapmaktan hoşlandığımız şeyler nelerdir?
Bu modaya uygun görünüş -büyük, genellikle üste uymayan takım elbise ve kravat- erkeklerin onayını aramadığınızı, fakat onu zaten elde ettiğinizi bildiğinizi gösteren bir anlam taşır. Erkek onayının peşinden koşmaya ihtiyacım yok (ama ona sahip olduğumu biliyorum, çünkü erkekler her şeyi yapabilen kadınlardan hoşlanırlar).
Bu, yine kadının edilgenliğine paye veren bir ideolojinin parçasıdır.
Kadınlar peşinden koşsalar da koşmasalar da cinsel bir karşılık alacaklardır.
Bir şeyi yüceltmek çoğu kez onu bozma dürtüsüyle yanyana gider:
Cinsel saflığın sembolleri, herhalde pornografik imajlardan çok daha fazla arzu uyandırmaktadır.