Istıraptan belin büküldüğünde, dünyanın üzerine ebedi bir gece çöksün istediğinde, yağmurun ardından ışıldayan yeşilliği düşün, düşün bir çocuğun uykudan uyanışını.
"Kadınları istemiyorum,gençliğimi bile aramıyorum.Ben sadece yaşamak istiyorum.Ve şu çuha çiçeklerine,çitin altındaki kızıl korlara bakarken yaşıyordum.İçinizde duyarsınız bunu;huzur verici bir şeydir ama aynı zamanda alev gibidir."
"Hayatın yaşamaya değer olduğuna beni ikna eden şey,ister inanın ister inanmayın,çuha çiçeklerinden veya çitin üstündeki taze goncalardan çok kapının yanındaki şu ateş artığıydı.Sakin bir günde odun ateşinin nasıl olduğunu bilirsiniz.Beyaz küle dönmüş dallar hâlâ dal biçimini korur ve külün altından canlı bir kızıllık seçilir.Kızıl korun insana daha canlı gelmesi,hayatın duygusunu canlı bir şeyden daha fazla vermesi ilginçtir.Onda bir şey var,bir tür yoğunluk,bir titreşim...tam kelimeyi bulamıyorum.Ama size canlı olduğunuzu hatırlatan bir şey.Öbür her şeyi fark etmenizi sağlayan tablodaki püf noktası gibi."