Hz. Ömer (r.a), bir adamın birini övdüğünü işitince
ona,
“Onunla yolculuk yaptın mı?” diye sordu. Adam,
“Hayır, yapmadım” dedi. Hz. Ömer (r.a),
“Onunla alışveriş yaptın mı? diye sordu. Adam,
“Hayır, yapmadım” dedi. Hz. Ömer (r.a),
“Sabah akşam onun komşusu musun?” diye sor
du. Adam,
“Hayır değilim” dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer,
“Vallahi! Kendisinden başka ilâh olmayan Allah’a
yemin ederim ki sen o adamı tanımıyorsun” dedi.
“Ben onu gece namazı kılarken, sadaka verirken,
hac yaparken gördüm...” gibi ifadeler kullanılabilir, çünkü bunlarda kesinlik vardır.
“O, adalet sahibidir, rıza ehlidir...” gibi ifadeler
kullanmak da sakıncalıdır. Çünkü adalet ve rıza gizli
kavramlardır, onların bir insanda bulunması konusunda kesin konuşmak doğru değildir. Ancak onlar tecrübe edilip görüldükten sonra söylenebilir.
Basra valisi Abdullah b. Âmir’e, bir arkadaşı, “Kulağıma geldiğine göre, falanca benim, senin hakkında kötü şeyler söylediğimi şikâyet etmiş” dedi.
Abdullah b. Âmir,
“Evet, öyle söyledi” dedi. Arkadaşı, “Sana neler
anlattığını bana söyle de huzurunda yalanını ortaya çıkarayım” dedi.
Bunun üzerine Abdullah b. Âmir, “Kendi dilimle kendime sövmekten hoşlanmam. Onun söylediklerine inanmamam yeterlidir. Bunları ortaya atarak seninle olan arkadaşlığımı koparmam” diye karşılık verdi.