İnsan, kalbi elinde kalbini verecek birini arayarak gezen tek varlık bu gezegende.
Kalbin elinde, bir pusula tutmuş gibi arıyordun ait olduğun yeri, kişiyi. Ne hayatlar vardı, o kalbi verecek birini bulamadığı için hüzünle geçip gitmiş.
Kalbi elinde milyonlarca insan, aslında ait olmak istemedikleri bir sürü insanla yaşamış, değerlendirilmemişti. Sadece her nefeste harcanmıştı hayatları.
Seni seviyorum... belki sadece iki kelimeydi ama duygularla savaşan biri için atom bombası etkisindeydi. Kelimeler değil, coşturdukları duygulara verdikleri güçtü kalbin bombasını patlatan.
Savaşlar görmüştü insanların birbirini öldürdüğü ama en büyük acımasızlık galiba birini unutmak zorunda olmaktı. Ondan kalbini kurtarmak için kalbine bulaşmış olduğu kesip atmak, gerekirse kalpsizleşmek lazımdı.
Aşıktı bu kıza, hem de fütursuzca, sorgusuzca, nedensizce, kalbinin en derinlerinde aniden gelircesine, en büyük fırtınaları beraberinde getirircesine ve yokluğunda ölürcesine aşıktı...