Müzik hakkında harika olan şeylerden biri de şudur: Sen, 85.000 seyircinin önünde bir şarkı söylersin ve o seyirciler, 85.000 farklı nedenle sana ve şarkına hep bir ağızdan eşlik ederler.
Uzun zamandır çapını bilmediği bir çemberin üzerinde hayatı tekrarlıyordu. Aynı gün, aynı iş, aynı insanlar... Tüm senaryonun aynı olduğu bu filmde, ona düşen tek şey, artık canlandırmaktan bıkmış oldugu karakteri istemeye istemeye oynamaktı.
Hiçbir yere tutunmadan, hiçbir yere köklenmeden, akan suyun üzerinde kayar gibi yaşıyordum ve bu soğuklukta ölü, cesedimsi bir yan oldugunu gayet iyi biliyordum, gerçi henüz çürümenin kötü kokan soluğu hissedilmiyordu, ama umarsız bir donukluk, acımasız, soguk bir duygusuzluk yerleşmiş, yani bedensel anlamda gerçek ölümün ve çürümenin dışırıdan da görüldüğü aşamanın eşiğine gelmiştim.
Gerçek sevgide hiçbir zaman kontrol yoktu. İnsan sever. Aniden çogu zaman nedenini bilmeden. Astrologlar gezegenleri, din adamları kaderi, edebiyatçılar romantizmi, pragmatikler koşulları, depresifler can sıkıntısını...herkes bir şeyleri sorumlu tutar bir başkasına karşı hissettikleri sevgiden ama sorumlusu ya da nedeni ne olursa olsun, bedenimiz tarafından üretilmiş en muhteşem kimyasallardan biridir sevgi.