Kadınlar, hayatlarının kapılarını açıp onun ücra köşelerindeki katliamı incelediklerinde, çoğu zaman en önemli düş, hedef ve umutlarının azar azar öldürülmesine izin verdiklerini görürler.
Klasik psikolojinin şekillenmeye başladığı dönemlerde, kadınların merakına tamamen olumsuz bir anlam yüklenirken, aynı özellikteki erkeklere araştırmacı adı yakıştırılmıştır. Kadınların her işe burunlarını soktuğu söylenirken, erkeklere öğrenme heveslisi denmiştir.
Böyle bir güç karşısında acıma hissine kapılabilsek de, ilk işimiz onu tanımak, onun yıkımlarından kendimizi korumak ve nihayet, onu ölümcül enerjisinden yoksun bırakmak olmalıdır.
Öyle görünüyor ki, onun parlaklığının, sesinin ve kokusunun amacı, kıçlarımızdaki boku düşünüp durmayı bırakıp, ara sıra yıldızların eşliğinde seyahat edecek duruma yükselmemizi sağlamakdır.