Biz sosyalistiz. Değişime inanır, iknayı esas alırız. Sadece zor karşısında devrimci zoru düşünür, kullanırız. "Kayada gül yetiştirme" felsefesiyle yaşamı savunuyoruz. Sandığın gibi asla ölümü kutsamıyoruz...
Özgürlük, eşitlik istediği, ben varım dediği için de köyleri yakılıyor, sürgünlere gönderiliyor, faili belli kontra cinayetlere kurban ediliyor. Şimdi bu ayağa kalkışı, süren yangını görmeden enternasyonalizmden, sınıf kardeşliğinden, en önemlisi de insanlıktan bahsedilebilir mi?