Modernizm, çağdaşlığı simgeler ve yerleşik geleneklerin kırılmasını ister. Aslen Hristiyanlığın yeni yorumu olup bilim ve teknolojiyi kullanarak küresel çapta etki etmeyi amaçlar. Buna göre; mutlak, değişmez bilgiler önemlidir.
Postmodernizm, modernizme tepki olarak ortaya çıkmış görünse de temelde modernizmin yeni biçimidir. Mutlak bilgi, yani herkese hitap eden ve bütün evrende geçerli doğru bilgi diye bir şey yoktur, bilgiler göreceli ve değişkendir.
Toplumumuz, ciddi manada psikolojik olarak çökmüş durumda. Aileler, sudan sebeplerle darmadağın oluyor, yazık. Çünkü ailenin, toplumun nüvesi insan bozuldu. Sadece Türkiye ile sınırlandırmayın. Dünyadaki bütün toplumlar bu halde. Reçete belli: Dünyayı bu karanlığın girdabından çekip çıkarmak, necata erdirmek. Bunu yapmaya da çok değil, bir el yeterli olacaktır. Yoksa dünyamız günden güne kararacak, karanlıklara gömülecektir....
Postmodernizm, dini temsil etmiyor; çoklu din, çoklu mezhep gibi anlayışları var. Dinler arası diyalog çalışmasını destekliyor. Maksat ise dimağları karıştırmak ve reddetmeden kabul etmesini sağlayarak içeriden çökertmektir. Postmodernite dine, dinimize dair ne varsa hepsini değersizleştirmek, insanlığı ruhsuz bırakmak istiyor. Hem, sinsi sinsi, ağır ağır yapıyor bunu. Acelesi yok! Yaptığını göze sokma gib bir derdi yok! Modernizmin kullandığı malzemeler netti. Bunun değil. Kendini fosforlu çok kültürlülük maskesiyle maskelemiş güzel gösteriyor. Başka türlü de olamazdı zaten, insanlara kendini sevdiremezc Fakat maskenin ardındaki yüz, dünyayı "dinsiz yurt" yapmak isteyen belirsiz, karmakarışık, ucube bir canavarın yüzüdür. Bu yüzün açtığı felaket de büyük, çok büyük.
Aile içinde herkes, yaş ve gücü nispetinde çeşitli sorumluluklara sahiptir. Her şeyi evin hanımı üzerine yığan aile fertleri, yorgun, bezgin, sinirleri yıpranmış bir anne tipi ortaya çıkarır. Oysa annenin mutlu olmadığı evde, diğer aile fertleri de mutlu olamaz.