Depresyondaki kişiler bazen bu derin düşüncelerini "kendilerini daha iyi anlamaya çalıştıklarını" söyleyerek haklı çıkarmaya çalışırlar; oysa aslında üzüntü hislerini, ruh hallerini iyileştirecek herhangi bir çabaya
girmeden, beslemiş olurlar. Bu yüzden, terapide
depresyonun nedenlerinin derinlemesine incelenmesi, eğer içgörüye ya da bu depresyona neden olan koşulları değiştirecek eylemlere yol açıyorsa, çok yararlı olabilir. Ancak edilgen bir biçimde üzüntüye boğulmak, durumu sadece daha da kötüleştirir.Derin düşünceler ayrıca daha da bunaltıcı koşullar yaratarak depresyonu kuvvetlendirebilir. Nolen Hoeksma'nın verdiği örnekte, depresyonda olan bir bayan satış elemanı zamanını bu durumuna endişelenmekle geçirdiğinden, önemli müşterilere ayıracak vakti kalmaz. Satışlar düşünce de, kadın kendini başarısız hisseder ve bu da depresyonu besler. Ama depresyona ilgi odağını değiştirmeye çalışarak tepki verseydi, kendini müşteri ziyaretine vererek kafasından üzüntüyü uzaklaştırabilirdi. Satışların düşmesi ihtimali azalır ve sırf satış yapması bile kendine güvenini artırarak depresyonunu bir miktar azaltabilirdi.