Günel

Depresyon alt düzeyde bir uyarılma durumudur, aerobik ise bedeni yüksek bir uyarılma düzeyine çıkarır. Aynı şekilde bedeni alt düzeyde bir uyarılma durumuna getiren gevşeme teknikleri de, bir üst düzey uyarılma durumu olan kaygıya iyi geldiği halde, depresyona karşı o kadar etkili olmuyor. Bu yaklaşımlardan her biri depresyon ve kaygı döngüsünü kırabilir çünkü beyni, içinde bulunduğu duygusal hal ile bağdaşmayan bir etkinlik düzeyine çıkarır.
Bu mücadelede özellikle etkili olan iki strateji vardır. Biri tasaların merkezindeki düşüncelere meydan okumayı -geçerliliklerini sorgulamayı ve daha olumlu alternatifleri düşünmeyi- öğrenmektir. Diğeri ise, zihnin odağını değiştirecek hoş faaliyetleri bilinçli olarak programına almaktır. Odak değiştirmenin işe yaramasının bir nedeni de, depresif düşüncelerin otomatik niteliğidir: kişinin zihnine beklenmedik biçimde girerler.
Depresyondaki kişiler bazen bu derin düşüncelerini "kendilerini daha iyi anlamaya çalıştıklarını" söyleyerek haklı çıkarmaya çalışırlar; oysa aslında üzüntü hislerini, ruh hallerini iyileştirecek herhangi bir çabaya girmeden, beslemiş olurlar. Bu yüzden, terapide depresyonun nedenlerinin derinlemesine incelenmesi, eğer içgörüye ya da bu depresyona neden olan koşulları değiştirecek eylemlere yol açıyorsa, çok yararlı olabilir. Ancak edilgen bir biçimde üzüntüye boğulmak, durumu sadece daha da kötüleştirir.Derin düşünceler ayrıca daha da bunaltıcı koşullar yaratarak depresyonu kuvvetlendirebilir. Nolen Hoeksma'nın verdiği örnekte, depresyonda olan bir bayan satış elemanı zamanını bu durumuna endişelenmekle geçirdiğinden, önemli müşterilere ayıracak vakti kalmaz. Satışlar düşünce de, kadın kendini başarısız hisseder ve bu da depresyonu besler. Ama depresyona ilgi odağını değiştirmeye çalışarak tepki verseydi, kendini müşteri ziyaretine vererek kafasından üzüntüyü uzaklaştırabilirdi. Satışların düşmesi ihtimali azalır ve sırf satış yapması bile kendine güvenini artırarak depresyonunu bir miktar azaltabilirdi.
Aslında depresyon halinin kalıcı ya da geçici oluşunun en önemli belirleyicisi, kişilerin derin düşüncelere ne derece daldığıdır. Bizi bunaltan şey yüzünden tasalanmak, depresyonu daha da yoğunlaştırıp uzatır.
Berkovec’e göre, imgeler düşüncelere nazaran daha çok fizyolojik kaygı uyandırdığından, düşüncelere gömülmek felaket imgelerini uzaklaştırarak kaygılanmayı bir miktar azaltıyordu. Tasa da, kendi yarattığı kaygının kısmen ilacı olarak, aynı ölçüde pekiştirilmiş oluyordu.