...neler gizliydi bahçemde, hangi tohumlar yeşermeyi bekliyordu, kuytularda hangi zehirli otlar, hangi tatlı meyveler saklanıyordu, onları oraya kim ne zaman dikiyordu, bahçenin bahçıvanı bensem niye bir şey hatırlamıyordum, ben değilsem bahçıvan kimdi?
Hayat sanki benden kaçıyor, nereye gitsem orada her şeyin öldüğünü, kime dokunsam cansızlaştığını hissediyorum, hayatı ve canlılığı bulacağım bir başka yere koşuyorum, benim ayrıldığım yerde sanki hayat yeniden başlıyor ve benim yeni gittiğim yerde her şey ölüyor; hayatın hep benim olmadığım yerlerde yaşandığını düşündüğümden bütün zamanım, bir yerden bir yere koşturarak, hayatı aramakla geçiyor, ama onu yakalayamıyorum; başkalarının yaşadığını ben yaşayamıyorum, bu yüzden birlikte olduğum her şeyden ve herkesten sıkılıp hep uzaklardakini özlüyorum, uzaktakiler hep uzak, yakındakiler hep ölü, benim olmadığım yerlerde insanların neler yaşadığı ise benim için bitmeyen bir merak...
Çok uzaktasın, garibim
Kalabalık içinde yalnızsın bilirim.
Geçit verse dağlar, deryalar
Derman olabilsem, dertlerine gelirim.
Gurbetsin, hasretsin, vuslatsın, yokluksun mağdurum
Belki ben sende yokum ama sen hep bendesin.
Rüyalarımı hep seninle süslerim.
Ben bilmem Rabbim söyletir,
Bu benim garip hislerim.
Utanırım söz söylemeye, çoğunu gizlerim
Allah biliyor, seni her dem özlerim.
Razıyım kaderimse sana hasret,
Sana hicran, her gün ağlasın gözlerim.
Sen aklıma gelince ben, ağlarken de sevinir, gülerim.
Karışır hüznüm, sevincim
İnan ki gittiğin günden beri derbederim.
Bilirim yağmur gözlüm, bilirim
Rahmet gibi gözyaşını bilirim.
Yokluğunda öğrendim, bilirim.
Rızası buysa Rabbimin
Hicranınla yanmayı da bilirim.
Bilirim yağmur gözlüm, nur yüzlüm
Nergis bakışlım, bilirim