Bir gün gelir uyku gayyâlarından uyanır gibi gözümüzü açar karşımızda bir çift göz görürürüz, kulağımız pek âşinâ bir ses duyar. Kader ölçeklerinin dolduğu, nasip tezgâhlarının tamamlanmış bir dokumayı ortaya attığı bir andır.
At ayağı külüğ, ozan dili çeviğ olur; onlar, o çocuklar, o kurt ve insan kanı karışık ışık çocuklar, bu ninnilerle büyüdüler, tıpış tıpış yürüdüler. Bir gün geldi kayın ağacının dar odacıklarına sığmaz oldular. Kurtsu bakıyorlardı; çalımlıydılar. Kurtsu yürüyorlardı; alımlıydılar. Kaşları gözleri yerinde birer yiğit delikanlıydılar heyyy kurt donanımlıydılar!
At ayağı külüğ, ozan dili çeviğ olur; onlar, o çocuklar, o kurt ve insan kanı karışık ışık çocuklar, bu ninnilerle büyüdüler, tıpış tıpış yürüdüler. Bir gün geldi kayın ağacının dar odacıklarına sığmaz oldular. Kurtsu bakıyorlardı; çalımlıydılar. Kurtsu yürüyorlardı; alımlıydılar. Kaşları gözleri yerinde birer yiğit delikanlıydılar heyyy kurt donanımlıydılar!