Onur

Onur
-Ben ki Nareften Sürülen Pejmurde Bir Derviş.
Sinema Tv
Yüksek lisans
Diyarbakır
77 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı
-Gene de o mistik, o ulaşılmaz soru sorualacaktır bir gün. Ey cemaatimüslimin, bu ademi nasıl bilirsiniz? -Allah rahmet eyleye, diye bir sahya yükselir on anda.Cemaatin tüyleri ürperir, daha dün gördükleri, konuştukları, kendileri gibi soluk alıp veren, kendileri gibi yemek yiyen öfkelene, sabırsızlanan, üzülen, kandıran, kandırılan adam değil midir bu? Bu o adam değil midir, ağzı kelimeler yapan: Şimdi bir sıcak çorba olsa da içsek, diyen. Geç kalma, diyen. Şimdi gelirim, diyen. Saat kaç? Dokuz. Erkenmiş daha. Saat kaç? Biraz gecikmşiz galiba. Saat kaç? Tam zamanı. Saat kaç? Biraz daha bekleyebilirim. Saat kaç? Vakit hiç geçmiyor. Vadesi ne zaman geliyor bu bonoların? Bir hafta var daha. Öğleye daha çok var. Bu kış iki odaya da soba kuracağım. Yazın memlekete gitmek istiyorum. Ne çabuk geçiyor.
İz Yayınevi·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2018 22. kitabı
Edit: Yazımın sonundaki alıntıyla başlamak istiyorum. Kısaca Rasim Özdenören bu kitapta ” Şu an mezarlarında dedelerimizin kemikleri sızlıyor. ” cümlesini müthiş bir üslupla ve keskin cümlelerle bedenimizin içindeki ruhumuza anlatıyor. Kitabı okumadan önce bu yazıyı okumanızda sanırım fayda var. Çünkü ben bu kitabın 40. sayfasında olay örgüsünü çözdüm ve tekrar başa dönüp okudum. İlk okuyucu için biraz ağır biraz karmaşık bir kitap ama servis ettiği gerçekler tamamen hayran bırakacak derecede. Aklınızdaki alışılagelmiş roman veya öykü tarzını bir kenara bırakın. Rasim Özdenören bu kalıbın dışına çıkarak yeni bir aksiyon katmış. Şöyle açıklayacağım. 50 yıl önceki bir dervişin bu zamana ışınlandığını düşünün. Ne kadar çömezler ? Ne kadar şaşırır ? Ne kadar ağlar ? İşte bu kitapta ışınlanma olayı olmaksızın maddesel boyuttaki bir gerçeklikle bu konu işlenmiştir. Eve kapanan ve 50 yıldır dışarıya çıkmayan bir insan. 50 yıl sonra dışarıya çıkması. Şaşkınlığı, isyanı, acısı, geçmişi, hüznü… Bu sadece ana karakterin ve ana temanın verilmek istediği konu. Bu konunun işleniş şekli bir hayli farklı. Rasim üstad ana karakteri ve konuyu daha iyi anlayabilmemiz için romana bir kaç farklı karakter katıyor. Sitare, Çarli ve yazar gibi. Bunlar 50 yıl sonrasında yaşayan kültür ve medeniyetlerinden tamamen kopmuş karakterler. Bir yandan gül yetiştiren adamı okurken bir yandan da romanın yüzdelik payında daha fazla yer kaplayan farklı karakterlerin iç dünyalarındaki bunalım sahnelerini okuyoruz. Dediğim gibi farklı bir teknik. Velhasıl Rasim Özdenören bu kitapta önce köy, kasaba, şehir gibi yaşadığımız ve nefes aldığımız yerlerin zamanla nasıl değiştiğini -değiştirildiğini- anlatmakta. Bunu insanların iç dünyasına sirayet ettirerek bir neslin nasıl heba olduğunu vurgulamakta. Belki
Gül Yetiştiren AdamRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 202121,6bin okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2019 23. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2019 13:01
Muhteşem bir kitap. Sözün özüyle başlamayı seviyorum niyeyse. Evet bu kitap gerçekten muhteşem bir kitap. Kitabın bir çok yayınevi tarafından basıldığı farklı tercümeleri olduğu konusuna girmeyecğim gerek te yok sanırım. Ben Nesil Yayınları’ndan kitabı temin edip okudum ve memnunda kaldım. Eğer hayal dünyanız genişse, anlatılan olguları kafanızda şekillendirip animasyon şeklinde tasarlayabiliyorsanız ve tüm bunları yaparken örnek olay arkasındaki mesajı idrak edebiliyorsanız bu kitap tam size göre. Ha bir de unutmadan Osmanlıca kelimelerin biraz yoğun olduğu bir anlatım. Gerçi kitap alabildiğine sadeleştirilmeye çalışılmış ama. Bazı yerleri iki kez okumaktan sıkılmamalı aksine zevk almalısınız. Üstelik kitap tasavvufi özellikler taşımasına rağmen sadece İslam dini üzerinden değil bir çok dinlerin ve düşünürlerin görüşlerinden alıntıyla ilerliyor. Bu da bence az da olsa kitaba evrensellik katıyor ve evrensel doğruyu irdeliyor. Kitabın eleştirebileceğimiz tek tarafı daha somut ve anlaşılabilir bir nasihatler dizisi beklesekte buna çok sık rastlamıyoruz. Verilen yüzlerce nasihat var tabi ama hepsi üstü kapalı olayların içine gizlenmiş şekilde. Bunu bir eleştiri olarak yöneltsek de aslında kitabı ” A’mâk-ı Hayal ” yapan da bu özelliğidir. Kitabı kesinlikle tavsiye ettiğimi belirtmek yazıyı çok uzun tutup, tadı kaçar diye içeriği hakkında fazlaca bilgi vermek istemiyorum. O Yüzden kitaptan küçük bir alıntıyla yazıyı bitiriyorum. Beşeriyet bir ah çekti ve: -Doğru, doğru! Bana söyleyin, merhamet edin. Madem ki hayattan tiksiniyorum, ama istemeden de yapamıyorum. Saadet nedir? Bunu bana söyleyin. dedi. İşte bu sırada reis geldi. Meseleyi anladı ve orada bulunanlara: -Buyurun, şu zavallının problemini halledin, dedi. Mecliste bulunanlardan bazıları, şu şekilde cevap
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Pozitif Yayınları · 201122,3bin okunma

Onur

, bir kitap okudu
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2019 13:01
·
2019 23. kitabı
Filibeli Ahmed Hilmi
8.5/10 · 22,3bin okunma
9/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2018 2. kitabı
·
1279 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2018 12:05
Her insan hayatında biraz Raif efendi biraz Maria Puder olmuştur. Bunlar bir şeref bir onurdur. Siz siz olun Raif efendinin sadakatine Maria Puderin Olgunluğuna ters düşmeyin. Sizin bırakıp gitmeleriniz sahte bir uğurda değil ancak ölümle olsun ve yine sizin terkedilişleriniz sizden kaynaklı değil hayatın gerçeklerinden kaynaklı olsun. Çabalarken terkedilmek olsun. İnanın denk geldi. Gündemde ki Kürk Mantolu Madonna gafı daha doğrusu cahilliği benim kitabı ikinci kez bitirişime ve inceleme yazıma denk geldi. Açıkçası size bu yazıda size “Kürk Mantolu Madonna” yı mı anlatsam, yoksa madonnanın kürk giymiş fotoğrafını mı bilemedim Uzatmayalım ben en iyisi size Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonnasından bahsediyim. Raif Efendiden, Maria Puderden… Sabahattin Ali’nin edebi yönünü ustalığını daha önce anlatmıştım. Bunu çok irdelemeyeceğim. Çoğu insana göre Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan, Ve Kürk Mantolu Madonna üçlemesinde bu kitap başı çeksede benim için İçimizdeki Şeytan’ın yeri başka. Ama hemen hemen üçünde de temelde aynı olan duyguyu değişik yollardan dolaylı olarak tadıyoruz. Kürk Mantolu Madonna’da bir rüyayı bu rüyanın beklenmedik bir şekilde gerçek oluşunu, bu gerçeklik içinde sevgiyle beraber korkunun ve güvensizliğin filizlenmesini, nihayet tam teslimiyeti, hayatın gerçeklerini, sonra bizi kemiren önyargılarımızı ve bu önyargılardan doğacak olan pişmanlığımızı görüyoruz. Raif efendinin gençliği hepimize nasib olacak derecede değil ama Raif efendinin yaşamı da herkese nasib olması istenmeyecek derecede bir olay. Yani Raif efendinin yerinde olmak isteyip istemediğinizi ilk etapta pozitif sonraki etapta negatif olarak yorumlayabilirsiniz. Maria Puder içinde aynı şeyi söyleyebiliriz. Maria Puder’e hayatını oturtmak isteyen okuyucu başlarda memnun olsa da
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,2bin okunma