Öfkeden yutkunuyorum ekran karşısında, ailenin kutsiyeti kutsal bir geyiğe dönüyor ağızlarda, uzmanlar çaresiz, söz bulamıyor bu gibi durumlarda. Bütün yaşlı erkekler gelinlerine yürüyor sanki bütün yaşlı kadınlar buna göz yumuyor öyle mi? Anne olmanın kendi çocuğunu öldürme ihtimalinde beraberinde getirdiği bir haber dönüyor bir gün sonra bir diğeri. Sonra aşk da kirleniyor. Aşk adı altında ne feryatlar kopuyor, ne canlar yanıyor, ne ocaklar sönüyor herkesin birbirinden hınç alır gibi davrandığı programlarda. Aynı sofraya birlikte oturup birbirine yemek yapmak için büyük çaba harcayan ve sonunda hakaret, kötülük ve nefretle karşılanan sözde ev sahipleri. Bir yanda dizilerdeki bıçaklama sahnelerinin ses efektleri de büyük bir iştahla eklenmiş. Kimse çalışmıyor ama herkes çok zengin, kimse okumamış ama herkes birbirine bilgece laflar etmenin peşinde, reklamlarda bile ahkam kesiyor yazarlar. Sırf bir sözü birbirine söylemiş olmak için karşı karşıya oturtuluyor sevdalılar, duygularından arınmış insanlar ıssız bir adada bile birbirine tutunacakken birbirinin kuyusunu kazan gencecik kadınlar, erkekler, birlikte oyun oynarken bile küfürler, hakaretler, birlikte yemek yaparken de öyle iyi tatlı nazik ne varsa silinmiş sanki yeryüzünden, birbirimize temas ettiğimiz anlar hep saldırmakla, vahşice katletmekle, birbirimizi dövmekle, yumruklamakla mümkünmüş gibi. Sonra bir son dakika, bir katliam daha, bir son dakika daha. Ben de bekliyorum ama hiç haber yok aşktan sevgiden kavuşmaktan yana.
Bedia Ceylan Güzelce