Mustafa

Birbirine dokunan elleriniz, bir kitabı aralayan parmaklarınız, şarkı söyleyen dudaklarınızı, İnce tebessümleriniz, çiçekli sevinçleriniz, heveskâr hayalleriniz, kırılgan kalplerinizle siz ve Sahilleri döven köpük köpük dalgalarıyla, Ardıç ağaçları, ötücü kuşları, Şaşkın Sincapları, sabah serinlikleri, öğlen güneşleri, akşam rakıları, kırmızı kirazları, revnaklı yıldızları, her defasında muhakkak sabaha uzanan geceleri ile dünya bir gün ne güzelsiniz. Kahraman, korkak, şefkatli, ahmak, geçici, Az sonra eriyecek bir kar tanesi kadar geçici ama ne güzelsiniz...
Sayfa 350·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Bir hayatım daha olsa, korkmadan dokunmak için yaşardım onu. Bir keklik beslerdim ellerimle, varsın uçsun sonunda. Bir omuz ısıtırdım, varsın gitsin sonunda. Dokunurdum. Ben eriyene dek, o eriyene dek, Biz hiçleşip karışıncaya dek Bu Derin boşluğa, dokunurdum.
Sayfa 350·Kitabı okudu
Şimdi düşününce anlıyorum ki, hayatta her şeyin zamanını belirlemeye çalışanlar, zaman tarafından cezalandırılmaktan kurtulamıyor. Hele ki başkalarının duyguları hakkında karar vermek, o duyguların ne zaman, hangi şartlar altında filizlenip nasıl yeşereceğini tayine girişmek, kibirle harmanlanmış budalalıktan başka şey değil.
Sayfa 340·Kitabı okudu
Hiçbir şeyin aslı, hayali kadar güzel değildir işte, anlasana. Yoksa hayallerle avunmak yerine gerçeklere koşardık. Bir hayal gerçekleştiği anın sunabileceğinden katbekat fazla mutluluk verir insana. Hayal kırıklığıyla yaralanmanın en kestirme yoludur hayallerin peşinden koşmak.
Sayfa 337·Kitabı okudu
Nereye gideceğini değil, Nasıl Gideceğini bile değil, sadece gideceğine önemseyen keşişler gibi geçtim koridoru. Ne göreceğini değil, nasıl göreceğini değil, sadece göreceğini düşünüp sevinen gözü yeni açılmış körler gibi ittim kapıyı.
Sayfa 335·Kitabı okudu